Ziyaret Sonrası Aklımda Kalanlar

Son Güncellenme Tarihi: 22.04.2022
Erdem İLBEYİ

Erdem İLBEYİ

Gümrük Müşaviri

Yazarın Diğer Yazıları

Dün İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneği tarafından 23 Nisan kapsamında düzenlenen Anıt Kabir ziyaretine katıldım. Etkinlik benim için oldukça önemliydi. Çünkü büyük oğlum ilk defa Atasının huzuruna çıkacaktı. Benim oğlum gibi etkinliğe katılan birçok meslektaşımızın evladı için de bu ilk deneyimdi.

Bugüne kadar sadece fotoğraflarda ve derslerde bir masal kahramanı gibi anlatılan Mustafa Kemal Atatürk’ün bir dönem gerçekten yaşadığını hissetmek, Milli Mücadele yıllarına ait objeler görmek ve ülkemizin bağımsızlığı için çok önemli kararların alındığı 1. ve 2. Meclisimizin havasını solumak, sonra da Atanın huzuruna çıkmak şüphesiz büyük bir farkındalığın ilk nüveleri oldu evlatlarımızın bilincinde. Bu etkinliğin organizasyonunda emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.

Etkinliği kısaca aktarmak isterim.

21 Nisan Perşembe günü sabah saat 05.00’te Beylikdüzü’nden hareket ettik. Ben ve birkaç meslektaşımız çocuklarımızla birlikte bu noktadan yolculuğa katıldığımız için tüm yolculuğu baştan sona izleme şansı bulduk.

Karanlık güneşe doğru ilerledikçe Yenibosna, Kadıköy ve İzmit’ten etkinliğe katılacak arkadaşları aldık.

Çocuklar yol boyunca şiirler, şarkılar ve İstiklal Marşı okudular. Milli duygularla dolu upuzun bir otobüs, kararlı bir şekilde ilerledik Ata’ya. Bolu’daki ilk molada çocukların hepsi çok heyecanlıydı. Moladan sonra Bolu’nun dağlı tepeli coğrafyası ve yüksek kesimlerdeki bulutların oluşturduğu eşsiz manzara yol boyu eşlik etti bize. Ataya yaklaştıkça dağıldı bulutlar. Berraklaştı hava. Sanırım Atadan gelen ışıktı bu Onun ışığıyla yoklar var, mümkünsüzler mümkün oluyor, imkansızların adı bile anılmıyordu adeta.

Bu kadar kış, bu kadar yağış herkesi çok sıktı biliyorum. Fakat bu ağır kışın doğaya bıraktığı hediyeyi görmenizi isterim! Her yer yemyeşil. Nefis!! Ankara’ya giderken hiç bu kadar yeşil bir çevre dikkatimi çekmemişti. Yer yer bu güzelliğin arasında ayrık otu gibi boğum boğum duman saçan bacaları görmezden gelmek istiyorum!!!

Ankara!! Bir milletin dimdik duruşu gibi ciddi bir çocuğun kalbi kadar duygulu bugün.

Ankara’ya ilk vardığımızda ilk uğrak yerimiz 2. TBMM oldu. Burada Cumhuriyetin ilan edildiği kürsünün önünde durup duygulanmamak sanırım pek mümkün değil. Meclis müzesinde Atamızın özel eşyalarını, Curtis La France’ın mektubuna Atamızın verdiği cevabı, üç şeker fabrikasının açıldığını, ikisinin de temelinin atıldığını haber veren Ulus Gazetesi’ni, Atamızın Alpullu Şeker Fabrikasını ziyaretinde yaşadığı mutluluğu anlatan mektubunu, Birinci Dünya Savaşı’nda İngilizlerin eline geçen ve sonra kurtarılan Türk Bayrağını yakından inceleme şansı bulduk. Daha sonra 1. TBMM!! Tüm Kurtuluş mücadelesi boyunca vatanı için ter döken akıl yoran 337 cesur vekilin ayak seslerini duyduk, nefeslerini hissettik. Gerçekten büyüleyiciydi!!

Buradan hareket ederek Ataya ulaştık. Resmi bir törenle Atamızın mozolesine çelenk koyduk. Saygı duruşunda bulunduk. Çocuklarımız mozoledeki derin matem havasındaki sessizliği hissetti. Sonra Kurtuluş Mücadelemizin önemli isimlerinden 2. Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü’yü ziyaret ettik.

Dönüş yolunda sabahın erken saatlerinde başlayan günün yorgunluğu çöktü bir ara tüm otobüse fakat çocuklar hala cıvıl cıvıl, hala neşeli Günışığı çekilirken tenhaya yanından geçtiğimiz tarlalar yeşil, tarlalar bereketli! Uzaklara bakınca karanlık sisli bir silüet gibi dağlar tepeler! Atadan uzaklaşmanın sevimsiz sakinliği…

Düşünüyor insan, ben olsaydım diye! Acaba ben olsaydım ne yapardım? Bahane mi bulurdum! Çoluğum çocuğum var şimdi bulaş mıyım neme lazım! Böyle mi derdim acaba! Yoksa bir daktilo alıp ‘sonunu düşünen kahraman olamaz’ , ‘sert iklimin mert delikanlısıyım’ ya da ‘senin yaptığın gider benim hoşuma gider’ falan mı yazardım sosyal olamayan mecralara!!

Umutsuzluğa düştüğümde Kurtuluş Savaşı yıllarını anlatan bir kitap okurum mutlaka. Bir şeye bahane ürettiğimi fark ettiğimde mesela! Bahane bulmak, sızlanmak en çok onların hakkıydı diye düşünür, kızarım kendime! Onlarda senin gibi mücadelenin bir yerinde ya da en başında vazgeçselerdi! Kim ne diyebilirdi? Denediler ama olmadı denirdi belki! Belki de Vatan Haini ilan edilirlerdi. Yılmak, korkmak, pes etmek ve bahane bulmak için şartlar çok müsaitti. Peki onlar ne yaptı!!!

Ben her umutsuzluğa düştüğümde Kurtuluş Savaşı yıllarını anlatan bir kitap okurum.

Size de tavsiye ederim…

Herkese İyi Bayramlar.

Erdem İLBEYİ
Etiketler
Yorumlar
Erdem bey, Yüreğinize sağlık, bu özel benim içinde çok anlamlı ve önemli ziyaretin içinde yeğenim Ege ile beraber bulunmakta bizleri çok mutlu etti🥰Bu geziyi organize eden emeği geçen tüm meslektaşlarıma ve gezimizin her detayını çok güzel ifade eden bu yazınız içinde size çok teşekkür ederim💐🇹🇷👏👏
Kaleminiz dertleri heyecanlari ve umutlala ileride bile yanan vatanperver ışıklarla aydinlansin ki şimdiki ebeveynler de ayni coşkuyu nice çocuklara anlatabilsin
Erdem, tek kelime ile muhteşem
Yorumunuz
Diğer Köşe Yazıları