(4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nun 241/1’inci Maddesi Açısından Bir
Değerlendirme)
4458 sayılı
Gümrük Kanunu ile beyan sahiplerine verilen bazı hakların kullanım taleplerinde
Kanunun 241/1’inci Maddesi kapsamında uygulanan usulsüzlük cezalarının hukuka
aykırı olarak uygulandığı değerlendirilmektedir. Yeniden değerleme oranı dikkate
alınarak 2023 yılı için GK 241/1’e göre uygulanacak usulsüzlük cezasının
523.-TL olduğu dikkate alındığında bu konu önümüzdeki günlerde başta hukukçular
olmak üzere gümrüğe muhatap olanlar nezdinde oldukça hararetli olarak tartışılması
gereken önemde olduğu söylenebilir.
Gümrüğe sunulan eşyanın beyanı esas olup, tescil
edilmiş beyanname, ait olduğu eşyanın
vergileri ve para cezalarından dolayı taahhüt niteliğinde beyan sahibini bağlar
ve gümrük vergileri tahakkukuna esas tutulur (GK m. 61/3).
Kanun
ve Yönetmelikle belirlenmiş sözlü beyan ve diğer beyan halleri hariç, gümrüğe
sunulan eşyanın, gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulması ve
Gümrük Yönetmeliği EK-14’te yer alan beyanname doldurma kurallarına göre yapılması
esas olup, yapılan beyanın tarife önlemleri veya tarife dışı önlemlerine
aykırılıklarının tespiti halinde oluşacak vergi farkları yanında uygulanacak idari
para cezaları Kanunun 231 ila 241’inci maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun
koyucu bu cezaları vergi kaybına neden olan işlemler ve usulsüzlük cezaları
olarak ikili bir ayırıma tabi tutmuştur.
Bu yükümlülük ve sorumluluklar yanında gümrüğe
muhatap olan kişilere kanun koyucu tarafından birtakım haklarda tanınmıştır.
Başlıcaları; temsil hakkı, bilgi isteme ve bağlayıcı karar verilmesi talebi
hakkı; basitleştirilmiş işlemlerden yaralanma hakkı, beyannamede düzeltme ve
iptal hakkı; itiraz ve uzlaşma hakkı gibi birçok hakkın kullanımına ilişkin
genel hükümler belirlenmiş ve ikincil düzenlemeler ile de başvuru usul ve
esasları belirlenmiştir.
Gümrük Kanunu’nun 63’üncü Maddesi ile belirlenen
koşullara bağlı olarak eşyanın tesliminden önce başka
bir eşyanın beyanı sonucunu doğurmaması kaydıyla, beyan sahibinin talebi
üzerine beyannamede yer alan bir veya daha fazla bilginin düzeltilmesine,
gümrük idarelerince izin verileceği hükme bağlanmıştır. Yine Kanunun 73’üncü
Maddesi hükmüne istinaden Gümrük Yönetmeliği’nin 121’inci Maddesi kapsamında
eşyanın tesliminden sonra da beyan sahiplerine beyannamede bir veya birden
fazla bilginin düzeltilmesi hakkı tanınmıştır.
Ayrıca
Kanunun 64’üncü Maddesi hükmünde belirtilen gerekçelerle beyan sahibine tescil
edilmiş beyannamenin iptal talebinde bulunma hakkı tanınmıştır.
Diğer
yandan Kanunun 241/1’inci Maddesi hükmünde “Bu Kanunda ayrı bir ceza
tayin edilmiş haller saklı kalmak üzere, bu Kanuna ve bu Kanunda tanınan
yetkilere dayanılarak çıkarılan ikincil düzenlemelerle getirilen hükümlere
aykırı hareket edenlere söz konusu düzenlemelerde açıkça öngörülmüş olması
kaydıyla 523.-TL* usulsüzlük cezası uygulanır.” Hükmüne istinaden bu
madde hükmüne göre idari para cezası uygulanması öngörülen fiil tanımları
Gümrük Yönetmeliği Ek-82’de sırasıyla belirtilmiştir.
Beyan
sahiplerinin Kanunun 63’üncü Maddesine istinaden düzeltme veya 64’üncü
Maddesine istinaden beyanname iptal hakkı taleplerinde Kanunda ayrı bir ceza
tayin edilen bir ceza bulunmamasına karşın gümrük idareleri tarafından maalesef
Gümrük Yönetmeliği EK-82’yi gerekçe gösterilip Kanunun 241/1’inci maddesine
istinaden idari para cezası uygulanmaktadır.
Gümrük
idarelerinde en fazla uygulanan idari para cezası Kanunun 241/1’inci Maddesine
istinaden düzeltme taleplerinde uygulandığı bilinmekte olup, yıllık bazda bu
kapsamda uygulanan cezaların on binleri aştığı dikkate alındığında bu hukuksuz
uygulamanın yarattığı mağduriyetin bertaraf edilmesi için başta hukukçular
olmak üzere Ticaret Bakanlığı’nın konuyu ceza hukuku perspektifinden yeniden
değerlendirerek yanlış uygulamalara son verilmesi gerektiği
değerlendirilmektedir.
(*) 2023 yılı için GK m. 241/1’e göre uygulanacak ceza
tutarı
Ceza
Hukukumuzda Yasal Bir Hakkın Kullanımında Ceza Verilmeyeceği İlkesi
Ceza hukukumuzda vücut bulan bu ilke esas
itibariyle T.C. Anayasası’nın 38/3’üncü Maddesine dayanmaktadır. Anayasamızın
38/3’üncü Maddesinde, “Ceza
ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur” hükmü açık olup bu ilke ile ceza yaptırımı gerektiren
fiil tanımlarının ve uygulanacak cezaların kanunla belirleneceği hükme
bağlamıştır.
Bilindiği üzere ceza hukukumuzda, yasalarla
verilen bir hakkı kullanan kişiye ceza verilemeyeceği ilkesi bulunmaktadır. Ceza
sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler Türk Ceza Kanunu’nun da
düzenlenmiş olup, TCK’nın 24/1’inci Maddesinde, “Kanun hükmünü yerine
getiren kişiye ceza verilemez”; 26/1’inci Maddesinde ise “Hakkını
kullanan kimseye ceza verilemez” hükmü bulunmaktadır. Hukukçuların da
bu konudaki ortak görüşü, kanunun hükmünü yerine getirmenin bir hukuka uygunluk
nedeni olduğu şeklindedir.
Hukuka
uygunluk nedenleri ile kusurluluğu ortadan kaldıran nedenler 5326 sayılı Kabahatler
Kanunu’nun 12/ (1)’inci Maddesinde; “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan
hallerde, Türk Ceza Kanunu’nun hukuka uygunluk nedenleri ile kusurluluğu
ortadan kaldıran nedenlere ilişkin hükümleri, kabahatler bakımından da
uygulanır.”
Kabahatler
Kanunu’nun bu hükmüne istinaden TCK’nın 24//1 ve 26/1’inci maddelerindeki
hükümlerin kabahatler bakımından da uygulanacağı açıktır.
Kabahatler
Kanunu’nun “Genel Kanun Niteliği” başlıklı 3’üncü Madde hükmünde bu Kanunun idari
para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımı gerektiren bütün fiiller
için geçerli olacağı hükmü, Gümrük Kanunu’na göre verilen idari para cezaları
için de geçerlidir. Bu nedenle Kabahatler Kanunu’nun 12/1’inci Maddesi
delaletiyle TCK’nın 24/1 ve 26/1’inci Madde hükümleri Gümrük Kanunu’na göre
verilen cezalar açısından da hüküm ifade edeceğini söyleyebiliriz.
Beyan
sahiplerinin beyanname düzelteme veya iptal taleplerine Gümrük Kanunu’nun
241/1’inci Madde hükmü uygulanabilir mi?
Yukarıdaki
hukuki hükümler dikkate alındığında, Gümrük Kanunu’nun 63’üncü Maddesinin
verdiği hak kapsamında düzeltme talepleri ve 64’üncü Maddesi kapsamında iptal
taleplerinde yasanın verdiği bir hakkın kullanımı söz konusu olduğundan aynı
Kanunun 241/1’inci Maddesi hükmüne istinaden düzenlenen Gümrük Yönetmeliği EK-82’deki
fiil tanımlarına göre ceza verilmesinin hukuka uyarlı olmadığı açıktır.
Gümrük
idarelerince istisnai bir dönem hariç bu konuda iyi uygulama örneklerine rastlamadım.
4458 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 2000 yılında Gümrük Teşkilatında Gümrük
Müdürü olarak görev yaptığım gümrük idaresinde (Ankara Gümrük Müdürlüğü)
Kanunun 63 ve 64’üncü Maddesi kapsamında beyan sahiplerince yapılan taleplerde
Kanunun diğer maddelerinde öngörülen ceza uygulamasını gerektiren bir durum
tespiti olan durumlar hariç idari para cezası uygulamasına son vermiştim. Ancak
diğer idarelerde bu kapsamda ceza uygulamasının devam ettiğini biliyorum. 2006
yılında Ankara Gümrük Müşavirleri Derneği Yönetimi olarak o tarihte Gümrük
Müsteşarı olan rahmetli Cihat Ancın’ı (saygı ve rahmetle anıyorum)
ziyaretimizde bu konuyu gündeme getirerek;
“Sayın
Müsteşarım sizce kanunun verdiği bir hakkı talep etmekten dolayı ceza verilir
mi?” sorusunu sormuştum. Rahmetli Müsteşarımız bu konuda tüm idarelerdeki
hatalı uygulamanın vahametini anlamış ve derhal yanımızda Gümrükler Genel
Müdürünü (Sayın Umman Hamitoğulları) arayarak bu hatalı uygulamaya son verecek
dağıtımlı bir yazı hazırlanması talimatını vermişti. 2006 yılının ikinci yarısında
Müsteşar imzalı bir yazı ile Kanunun 63 ve 64’üncü maddeleri kapsamında beyan
sahiplerince düzeltme ve iptal taleplerinde bu değişikliğin başkaca bir cezai
durum gerektiren haller hariç ceza uygulanmaması gerektiği yönünde talimat tüm
gümrük idarelerine bildirilmişti.
Bu
uygulama 2009 yılında 5911 sayılı Kanun ile Gümrük Kanunu’nun birçok maddesinde
yapılan değişikliğe kadar devam etmişti. Ancak Kanunda yapılan değişikliklerden
sonra yürürlüğe giren 241/1’inci Madde hükmüne istinaden Gümrük Yönetmeliği
EK-82’deki fiil tanımlarında beyanname düzeltmeye ve iptaline ilişkin
taleplerin beyan sahibince yapılması haline ilişkin bir ayırım yapılmadığından,
gümrük idarelerince Yönetmelik EK-82’nin lafzından hareketle, daha doğrusu
Kabahatler Kanunu’nun 12/1, TCK’nın 24/1 ve 26/1’inci Maddesi hükümlerinden
bihaber hukuksuz olarak ceza uygulamaya devam edilmektedir.
Gümrük
idarelerinde görev yapanlar ve gümrüğe muhatap olanların çok iyi bildikleri bir
gerçek, gümrüğe sunulan ve gümrükçe onaylanmış bir işlem kapsamında yapılan
beyanlar dış ticaret boyutuyla tedarik zincirinin en dinamik ve hassas
noktasını oluşturmaktadır. Zamana karşı bir yarışın olduğu, bir taraftan dış
ticaret ve gümrük mevzuatının inanılmaz hız ve trafiği; mevzuat değişiklikleri,
tarife dışı uygulamalar, diğer taraftan üretim sürecine intikal edecek
maddelerin gümrük işlemlerinin süratle gerçekleştirilmesi veya ihracatın bir an
önce gerçekleştirilmesi zorunluluğu gümrük beyanlarında basit hataların
yapılmasını olağan hale getirebilmektedir. Beyan sahipleri idarenin tespitinden
önce bu hataları gümrük idaresine yazılı olarak bildirerek düzeltilmesinin
yasal bir dayanağı bulunduğundan Kanunla öngörülen başkaca bir ceza öngörülen
bir hata durumları hariç GK m.241/1’e göre ceza uygulanmasının hukuki bir
dayanağı bulunmamakta olduğu değerlendirilmektedir.
Hukuksuz
uygulamanın düzeltilmesi ve uygulanan ceza tutarının Anayasanın ölçülülük
ilkesine göre gözden geçirilmesi zorunluluğu;
Anayasamızın 14’üncü Maddesi ile temel hak hürriyetlerin kötüye kullanılmaması için kendisine tanınan hakların sınırlarının aşılmamasını sağlamak amacıyla uygulanacak müeyyidelerin kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Bu ilke sayesinde suçlar ve kabahatler ile karşılığında uygulanacak yaptırımlar önceden belir¬lenerek kişi hürriyetlerinin sınırları çizilmektedir. Kanunilik ilkesi Anayasanın öngördüğü hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesi ile güvenceye alınmıştır. Diğer yandan Anayasamızın hukuki güvenlik ilkesinin temel unsurlarından birini oluşturan ölçülülük ilkesi, alınan tedbirin amaca ulaşmak için elverişli ve gerekli olmasını, bireylerin hukuksal konumlarına orantısız bir şekilde müdahale edilmemesini gerektirir.
Revize Kyoto Sözleşmesi olarak bilinen ve 5426 sayılı
Kanunla katılmamız uygun bulunan “Gümrük Rejimlerinin Basitleştirilmesi ve
Uyumlaştırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme Hakkında Değişiklik Protokolü”’nün G3.39. Standart’ında;
“Gümrük, hataların kasıtlı olmadığına ve hile niyeti
ya da ağır ihmal bulunmadığına kanaat getirdiği takdirde hatalar için büyük
cezalar yüklemez. Söz konusu hataların tekrar edilmesini önlemek için gerekli
olduğunu düşünürse ancak amacı aşmayacak şekilde bir ceza yükleyebilir.” Hükmünde amacın basit hataların tekrarını önleyecek düzenlemelerin
yapılmasını ve amacın ceza vermek değil hataların giderilmesi olduğu öngörülmüştür.
Gümrük idarelerinde uygulanan idari para cezaları
istatistikleri yayınlanmamakla birlikte, her yıl GK m. 241/1’e göre on binlerce
ceza kararı düzenlendiği gerçeği yanında bir de çok kalemli beyannamelerde yine
kanuna aykırı bir şekilde her kalem için GK m.241/1’e göre ayrı ayrı ceza
uygulanmasının beyan sahibi sıfatıyla gümrük müşavirlerini mesleği yapamaz
noktasına getirdiği gerçeğinin de sorgulanması gerekir. Bu uygulama
Anayasamızın ölçülülük ilkesi ile de uyumlu değildir. Bir yandan Ticaret
Bakanlığınca işverenlerin meslek örgütleri olan TOBB ve TİM gibi kuruluşların(ki
ihracatçı birliklerince bir ihracat beyannamesine duruma göre elektronik olarak
kripto numarası verilmesi karşılığında 20 000 -30 000 .-TL tahsilat yaparken)
yöneticilerinin yönlendirmesi ile gümrük müşavirlerinin asgari ücret
tarifelerini örneğin ihracat beyannamelerinde 600 TL-780 TL gümrük müşavirliği
ücreti belirlenirken hukuksuz olarak GK m.241/1’e göre tek beyannamenin her
kalemine düzeltmeden dolayı ceza uygulanmasının açıklanacak bir tarafı
bulunmamaktadır. Bu durum Gümrük Müfettişi Raporuna istinaden her kalem için uygulanmaması
talimatına rağmen halen birçok gümrük idaresince bu tür yasal dayanaklardan yoksun
ceza uygulamasının devam ettiği yönünde bilgiler mevcut olup bu yanlış
uygulamaların son bulmasını ümit etmekteyiz.
Anayasamızın ölçülük ilkesine ve uluslararası anlaşmalarımızın
ilkelerine aykırı bir işleyiş sürecine yol açan Gümrük Kanunu’nun 241/1’inci
Maddesinde belirtilen ceza tutarının Anayasamızın ölçülük ilkesi dikkate
alınmak suretiyle makul bir tutarda belirlenmesinin sağlanması için Ticaret
Bakanımız Sayın Mehmet MUŞ’u bu konuda inisiyatif alarak TBMM’de gündeme alınan
ilk torba Kanun ile gerekli değişikliğin yapılmasını sağlayacak girişimde
bulunmasını önermekteyiz.
Gümrük
beyannamesinde düzeltme veya iptal yapılmasını gerektiren hangi durumlarda GK
m.241/1’e göre ceza verilebilir?
Beyan sahiplerince Kanunun 63 veya 64’üncü
maddeleri kapsamında bir talep yapılmadan önce olmak kaydıyla, muayene
aşamasında veya eşyanın tesliminden sonra, sonradan kontrol aşamasında tescil
edilmiş bir gümrük beyannamesinde bir veya birden çok bilginin düzeltilmesini
gerektiren veya resen iptalini gerektiren bir durum tespiti halinde Kanunun
241/1’inci Madde hükmüne istinaden idari para cezası uygulanması gerektiği
açıktır. Esasen Kanunun genel sistematiği Kabahatler Kanunu’nun 12/1 ve TCK’nın
konuya ilişkin hükümleri dikkate alındığında Gümrük Yönetmeliği EK-82’de
tanımlanan fiillerin gümrük idaresince veya sonradan kontrol kapsamında denetim
elemanlarınca tespiti halinde uygulanacağı sonucu çıkmaktadır.
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Gümrük idarelerince Gümrük Kanunu hükümlerine
aykırılıklar nedeniyle idari para cezası uygulamasında başta Anayasanın
kanunilik ilkesi, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesi ile ölçülülük ilkesi olmak
üzere ceza hukukunun genel hükümlerini dikkate almadan uygulanması halinde
yaygın bir hukuk ihlaline neden olunduğunun farkında olunmadığı
anlaşılmaktadır. Bakanlık bürokratlarının ve müfettişlerinde bu konuda kayıtsız
kalması hatalı uygulamaya idareler nezdinde meşruiyet kazandırmasına neden
olunmaktadır. Diğer yandan vergi kaybına neden olan işlemler açısından da Gümrük
Kanunu’nda ciddi boşluklar bulunmakta olup, bu konuda detaylı bir çalışmam
başka bir platformda tartışmaya açılacak olup, ceza uygulamasında;
Ceza uygulamasına konu fiil
tanımlarının gerek uygulayıcılar gerekse muhatapları nezdinde kolay bir şekilde
anlaşılmasını sağlayacak açık, net, anlaşılabilir ve öngörülebilir olmasını
sağlayacak şekilde ve ceza hukukumuzun kanunilik ilkesi bozmayacak nitelikte olması
gerektiği değerlendirilmekte olup, bu suretle
ikincil düzenlemelerle idarenin keyfi uygulamaları ile ceza uygulamasının yolu
kapatılmalıdır.
Atilla ŞAHİN
Gümrük Müşaviri
04.01.2023