Yasal Bir Hakkın Kullanım Talebinde Ceza Uygulanabilir Mi?

Son Güncellenme Tarihi: 4.01.2023
Atilla ŞAHİN

Atilla ŞAHİN

Gümrük Müşaviri

Yazarın Diğer Yazıları

(4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nun 241/1’inci Maddesi Açısından Bir Değerlendirme)

4458 sayılı Gümrük Kanunu ile beyan sahiplerine verilen bazı hakların kullanım taleplerinde Kanunun 241/1’inci Maddesi kapsamında uygulanan usulsüzlük cezalarının hukuka aykırı olarak uygulandığı değerlendirilmektedir. Yeniden değerleme oranı dikkate alınarak 2023 yılı için GK 241/1’e göre uygulanacak usulsüzlük cezasının 523.-TL olduğu dikkate alındığında bu konu önümüzdeki günlerde başta hukukçular olmak üzere gümrüğe muhatap olanlar nezdinde oldukça hararetli olarak tartışılması gereken önemde olduğu söylenebilir.

Gümrüğe sunulan eşyanın beyanı esas olup, tescil edilmiş beyanname, ait olduğu eşyanın vergileri ve para cezalarından dolayı taahhüt niteliğinde beyan sahibini bağlar ve gümrük vergileri tahakkukuna esas tutulur (GK m. 61/3).

Kanun ve Yönetmelikle belirlenmiş sözlü beyan ve diğer beyan halleri hariç, gümrüğe sunulan eşyanın, gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulması ve Gümrük Yönetmeliği EK-14’te yer alan beyanname doldurma kurallarına göre yapılması esas olup, yapılan beyanın tarife önlemleri veya tarife dışı önlemlerine aykırılıklarının tespiti halinde oluşacak vergi farkları yanında uygulanacak idari para cezaları Kanunun 231 ila 241’inci maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun koyucu bu cezaları vergi kaybına neden olan işlemler ve usulsüzlük cezaları olarak ikili bir ayırıma tabi tutmuştur.

Bu yükümlülük ve sorumluluklar yanında gümrüğe muhatap olan kişilere kanun koyucu tarafından birtakım haklarda tanınmıştır. Başlıcaları; temsil hakkı, bilgi isteme ve bağlayıcı karar verilmesi talebi hakkı; basitleştirilmiş işlemlerden yaralanma hakkı, beyannamede düzeltme ve iptal hakkı; itiraz ve uzlaşma hakkı gibi birçok hakkın kullanımına ilişkin genel hükümler belirlenmiş ve ikincil düzenlemeler ile de başvuru usul ve esasları belirlenmiştir.

Gümrük Kanunu’nun 63’üncü Maddesi ile belirlenen koşullara bağlı olarak eşyanın tesliminden önce başka bir eşyanın beyanı sonucunu doğurmaması kaydıyla, beyan sahibinin talebi üzerine beyannamede yer alan bir veya daha fazla bilginin düzeltilmesine, gümrük idarelerince izin verileceği hükme bağlanmıştır. Yine Kanunun 73’üncü Maddesi hükmüne istinaden Gümrük Yönetmeliği’nin 121’inci Maddesi kapsamında eşyanın tesliminden sonra da beyan sahiplerine beyannamede bir veya birden fazla bilginin düzeltilmesi hakkı tanınmıştır.

Ayrıca Kanunun 64’üncü Maddesi hükmünde belirtilen gerekçelerle beyan sahibine tescil edilmiş beyannamenin iptal talebinde bulunma hakkı tanınmıştır.

Diğer yandan Kanunun 241/1’inci Maddesi hükmünde “Bu Kanunda ayrı bir ceza tayin edilmiş haller saklı kalmak üzere, bu Kanuna ve bu Kanunda tanınan yetkilere dayanılarak çıkarılan ikincil düzenlemelerle getirilen hükümlere aykırı hareket edenlere söz konusu düzenlemelerde açıkça öngörülmüş olması kaydıyla 523.-TL* usulsüzlük cezası uygulanır.” Hükmüne istinaden bu madde hükmüne göre idari para cezası uygulanması öngörülen fiil tanımları Gümrük Yönetmeliği Ek-82’de sırasıyla belirtilmiştir.

Beyan sahiplerinin Kanunun 63’üncü Maddesine istinaden düzeltme veya 64’üncü Maddesine istinaden beyanname iptal hakkı taleplerinde Kanunda ayrı bir ceza tayin edilen bir ceza bulunmamasına karşın gümrük idareleri tarafından maalesef Gümrük Yönetmeliği EK-82’yi gerekçe gösterilip Kanunun 241/1’inci maddesine istinaden idari para cezası uygulanmaktadır.

Gümrük idarelerinde en fazla uygulanan idari para cezası Kanunun 241/1’inci Maddesine istinaden düzeltme taleplerinde uygulandığı bilinmekte olup, yıllık bazda bu kapsamda uygulanan cezaların on binleri aştığı dikkate alındığında bu hukuksuz uygulamanın yarattığı mağduriyetin bertaraf edilmesi için başta hukukçular olmak üzere Ticaret Bakanlığı’nın konuyu ceza hukuku perspektifinden yeniden değerlendirerek yanlış uygulamalara son verilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

(*) 2023 yılı için GK m. 241/1’e göre uygulanacak ceza tutarı

Ceza Hukukumuzda Yasal Bir Hakkın Kullanımında Ceza Verilmeyeceği İlkesi

Ceza hukukumuzda vücut bulan bu ilke esas itibariyle T.C. Anayasası’nın 38/3’üncü Maddesine dayanmaktadır. Anayasamızın 38/3’üncü Maddesinde, Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur” hükmü açık olup bu ilke ile ceza yaptırımı gerektiren fiil tanımlarının ve uygulanacak cezaların kanunla belirleneceği hükme bağlamıştır.

Bilindiği üzere ceza hukukumuzda, yasalarla verilen bir hakkı kullanan kişiye ceza verilemeyeceği ilkesi bulunmaktadır. Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler Türk Ceza Kanunu’nun da düzenlenmiş olup, TCK’nın 24/1’inci Maddesinde, “Kanun hükmünü yerine getiren kişiye ceza verilemez”; 26/1’inci Maddesinde ise “Hakkını kullanan kimseye ceza verilemez” hükmü bulunmaktadır. Hukukçuların da bu konudaki ortak görüşü, kanunun hükmünü yerine getirmenin bir hukuka uygunluk nedeni olduğu şeklindedir.

Hukuka uygunluk nedenleri ile kusurluluğu ortadan kaldıran nedenler 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 12/ (1)’inci Maddesinde; “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, Türk Ceza Kanunu’nun hukuka uygunluk nedenleri ile kusurluluğu ortadan kaldıran nedenlere ilişkin hükümleri, kabahatler bakımından da uygulanır.” 
Kabahatler Kanunu’nun bu hükmüne istinaden TCK’nın 24//1 ve 26/1’inci maddelerindeki hükümlerin kabahatler bakımından da uygulanacağı açıktır.

Kabahatler Kanunu’nun “Genel Kanun Niteliği” başlıklı 3’üncü Madde hükmünde bu Kanunun idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımı gerektiren bütün fiiller için geçerli olacağı hükmü, Gümrük Kanunu’na göre verilen idari para cezaları için de geçerlidir. Bu nedenle Kabahatler Kanunu’nun 12/1’inci Maddesi delaletiyle TCK’nın 24/1 ve 26/1’inci Madde hükümleri Gümrük Kanunu’na göre verilen cezalar açısından da hüküm ifade edeceğini söyleyebiliriz.

Beyan sahiplerinin beyanname düzelteme veya iptal taleplerine Gümrük Kanunu’nun 241/1’inci Madde hükmü uygulanabilir mi?

Yukarıdaki hukuki hükümler dikkate alındığında, Gümrük Kanunu’nun 63’üncü Maddesinin verdiği hak kapsamında düzeltme talepleri ve 64’üncü Maddesi kapsamında iptal taleplerinde yasanın verdiği bir hakkın kullanımı söz konusu olduğundan aynı Kanunun 241/1’inci Maddesi hükmüne istinaden düzenlenen Gümrük Yönetmeliği EK-82’deki fiil tanımlarına göre ceza verilmesinin hukuka uyarlı olmadığı açıktır.

Gümrük idarelerince istisnai bir dönem hariç bu konuda iyi uygulama örneklerine rastlamadım. 4458 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 2000 yılında Gümrük Teşkilatında Gümrük Müdürü olarak görev yaptığım gümrük idaresinde (Ankara Gümrük Müdürlüğü) Kanunun 63 ve 64’üncü Maddesi kapsamında beyan sahiplerince yapılan taleplerde Kanunun diğer maddelerinde öngörülen ceza uygulamasını gerektiren bir durum tespiti olan durumlar hariç idari para cezası uygulamasına son vermiştim. Ancak diğer idarelerde bu kapsamda ceza uygulamasının devam ettiğini biliyorum. 2006 yılında Ankara Gümrük Müşavirleri Derneği Yönetimi olarak o tarihte Gümrük Müsteşarı olan rahmetli Cihat Ancın’ı (saygı ve rahmetle anıyorum) ziyaretimizde bu konuyu gündeme getirerek;

“Sayın Müsteşarım sizce kanunun verdiği bir hakkı talep etmekten dolayı ceza verilir mi?” sorusunu sormuştum. Rahmetli Müsteşarımız bu konuda tüm idarelerdeki hatalı uygulamanın vahametini anlamış ve derhal yanımızda Gümrükler Genel Müdürünü (Sayın Umman Hamitoğulları) arayarak bu hatalı uygulamaya son verecek dağıtımlı bir yazı hazırlanması talimatını vermişti. 2006 yılının ikinci yarısında Müsteşar imzalı bir yazı ile Kanunun 63 ve 64’üncü maddeleri kapsamında beyan sahiplerince düzeltme ve iptal taleplerinde bu değişikliğin başkaca bir cezai durum gerektiren haller hariç ceza uygulanmaması gerektiği yönünde talimat tüm gümrük idarelerine bildirilmişti.

Bu uygulama 2009 yılında 5911 sayılı Kanun ile Gümrük Kanunu’nun birçok maddesinde yapılan değişikliğe kadar devam etmişti. Ancak Kanunda yapılan değişikliklerden sonra yürürlüğe giren 241/1’inci Madde hükmüne istinaden Gümrük Yönetmeliği EK-82’deki fiil tanımlarında beyanname düzeltmeye ve iptaline ilişkin taleplerin beyan sahibince yapılması haline ilişkin bir ayırım yapılmadığından, gümrük idarelerince Yönetmelik EK-82’nin lafzından hareketle, daha doğrusu Kabahatler Kanunu’nun 12/1, TCK’nın 24/1 ve 26/1’inci Maddesi hükümlerinden bihaber hukuksuz olarak ceza uygulamaya devam edilmektedir.

Gümrük idarelerinde görev yapanlar ve gümrüğe muhatap olanların çok iyi bildikleri bir gerçek, gümrüğe sunulan ve gümrükçe onaylanmış bir işlem kapsamında yapılan beyanlar dış ticaret boyutuyla tedarik zincirinin en dinamik ve hassas noktasını oluşturmaktadır. Zamana karşı bir yarışın olduğu, bir taraftan dış ticaret ve gümrük mevzuatının inanılmaz hız ve trafiği; mevzuat değişiklikleri, tarife dışı uygulamalar, diğer taraftan üretim sürecine intikal edecek maddelerin gümrük işlemlerinin süratle gerçekleştirilmesi veya ihracatın bir an önce gerçekleştirilmesi zorunluluğu gümrük beyanlarında basit hataların yapılmasını olağan hale getirebilmektedir. Beyan sahipleri idarenin tespitinden önce bu hataları gümrük idaresine yazılı olarak bildirerek düzeltilmesinin yasal bir dayanağı bulunduğundan Kanunla öngörülen başkaca bir ceza öngörülen bir hata durumları hariç GK m.241/1’e göre ceza uygulanmasının hukuki bir dayanağı bulunmamakta olduğu değerlendirilmektedir.

Hukuksuz uygulamanın düzeltilmesi ve uygulanan ceza tutarının Anayasanın ölçülülük ilkesine göre gözden geçirilmesi zorunluluğu;

Anayasamızın 14’üncü Maddesi ile temel hak hürriyetlerin kötüye kullanılmaması için kendisine tanınan hakların sınırlarının aşılmamasını sağlamak amacıyla uygulanacak müeyyidelerin kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Bu ilke sayesinde suçlar ve kabahatler ile karşılığında uygulanacak yaptırımlar önceden belir¬lenerek kişi hürriyetlerinin sınırları çizilmektedir. Kanunilik ilkesi Anayasanın öngördüğü hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesi ile güvenceye alınmıştır. Diğer yandan Anayasamızın hukuki güvenlik ilkesinin temel unsurlarından birini oluşturan ölçülülük ilkesi, alınan tedbirin amaca ulaşmak için elverişli ve gerekli olmasını, bireylerin hukuksal konumlarına orantısız bir şekilde müdahale edilmemesini gerektirir.

Revize Kyoto Sözleşmesi olarak bilinen ve 5426 sayılı Kanunla katılmamız uygun bulunan “Gümrük Rejimlerinin Basitleştirilmesi ve Uyumlaştırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme Hakkında Değişiklik Protokolü”’nün G3.39. Standart’ında;

           

“Gümrük, hataların kasıtlı olmadığına ve hile niyeti ya da ağır ihmal bulunmadığına kanaat getirdiği takdirde hatalar için büyük cezalar yüklemez. Söz konusu hataların tekrar edilmesini önlemek için gerekli olduğunu düşünürse ancak amacı aşmayacak şekilde bir ceza yükleyebilir.” Hükmünde amacın basit hataların tekrarını önleyecek düzenlemelerin yapılmasını ve amacın ceza vermek değil hataların giderilmesi olduğu öngörülmüştür.

 

Gümrük idarelerinde uygulanan idari para cezaları istatistikleri yayınlanmamakla birlikte, her yıl GK m. 241/1’e göre on binlerce ceza kararı düzenlendiği gerçeği yanında bir de çok kalemli beyannamelerde yine kanuna aykırı bir şekilde her kalem için GK m.241/1’e göre ayrı ayrı ceza uygulanmasının beyan sahibi sıfatıyla gümrük müşavirlerini mesleği yapamaz noktasına getirdiği gerçeğinin de sorgulanması gerekir. Bu uygulama Anayasamızın ölçülülük ilkesi ile de uyumlu değildir. Bir yandan Ticaret Bakanlığınca işverenlerin meslek örgütleri olan TOBB ve TİM gibi kuruluşların(ki ihracatçı birliklerince bir ihracat beyannamesine duruma göre elektronik olarak kripto numarası verilmesi karşılığında 20 000 -30 000 .-TL tahsilat yaparken) yöneticilerinin yönlendirmesi ile gümrük müşavirlerinin asgari ücret tarifelerini örneğin ihracat beyannamelerinde 600 TL-780 TL gümrük müşavirliği ücreti belirlenirken hukuksuz olarak GK m.241/1’e göre tek beyannamenin her kalemine düzeltmeden dolayı ceza uygulanmasının açıklanacak bir tarafı bulunmamaktadır. Bu durum Gümrük Müfettişi Raporuna istinaden her kalem için uygulanmaması talimatına rağmen halen birçok gümrük idaresince bu tür yasal dayanaklardan yoksun ceza uygulamasının devam ettiği yönünde bilgiler mevcut olup bu yanlış uygulamaların son bulmasını ümit etmekteyiz.

 

Anayasamızın ölçülük ilkesine ve uluslararası anlaşmalarımızın ilkelerine aykırı bir işleyiş sürecine yol açan Gümrük Kanunu’nun 241/1’inci Maddesinde belirtilen ceza tutarının Anayasamızın ölçülük ilkesi dikkate alınmak suretiyle makul bir tutarda belirlenmesinin sağlanması için Ticaret Bakanımız Sayın Mehmet MUŞ’u bu konuda inisiyatif alarak TBMM’de gündeme alınan ilk torba Kanun ile gerekli değişikliğin yapılmasını sağlayacak girişimde bulunmasını önermekteyiz.  

Gümrük beyannamesinde düzeltme veya iptal yapılmasını gerektiren hangi durumlarda GK m.241/1’e göre ceza verilebilir?

Beyan sahiplerince Kanunun 63 veya 64’üncü maddeleri kapsamında bir talep yapılmadan önce olmak kaydıyla, muayene aşamasında veya eşyanın tesliminden sonra, sonradan kontrol aşamasında tescil edilmiş bir gümrük beyannamesinde bir veya birden çok bilginin düzeltilmesini gerektiren veya resen iptalini gerektiren bir durum tespiti halinde Kanunun 241/1’inci Madde hükmüne istinaden idari para cezası uygulanması gerektiği açıktır. Esasen Kanunun genel sistematiği Kabahatler Kanunu’nun 12/1 ve TCK’nın konuya ilişkin hükümleri dikkate alındığında Gümrük Yönetmeliği EK-82’de tanımlanan fiillerin gümrük idaresince veya sonradan kontrol kapsamında denetim elemanlarınca tespiti halinde uygulanacağı sonucu çıkmaktadır.

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Gümrük idarelerince Gümrük Kanunu hükümlerine aykırılıklar nedeniyle idari para cezası uygulamasında başta Anayasanın kanunilik ilkesi, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesi ile ölçülülük ilkesi olmak üzere ceza hukukunun genel hükümlerini dikkate almadan uygulanması halinde yaygın bir hukuk ihlaline neden olunduğunun farkında olunmadığı anlaşılmaktadır. Bakanlık bürokratlarının ve müfettişlerinde bu konuda kayıtsız kalması hatalı uygulamaya idareler nezdinde meşruiyet kazandırmasına neden olunmaktadır. Diğer yandan vergi kaybına neden olan işlemler açısından da Gümrük Kanunu’nda ciddi boşluklar bulunmakta olup, bu konuda detaylı bir çalışmam başka bir platformda tartışmaya açılacak olup, ceza uygulamasında;

Ceza uygulamasına konu fiil tanımlarının gerek uygulayıcılar gerekse muhatapları nezdinde kolay bir şekilde anlaşılmasını sağlayacak açık, net, anlaşılabilir ve öngörülebilir olmasını sağlayacak şekilde ve ceza hukukumuzun kanunilik ilkesi bozmayacak nitelikte olması gerektiği değerlendirilmekte olup, bu suretle ikincil düzenlemelerle idarenin keyfi uygulamaları ile ceza uygulamasının yolu kapatılmalıdır.

Atilla ŞAHİN

Gümrük Müşaviri

04.01.2023

Yorumlar
İlk Yorumu Siz Yapın
Yorumunuz
Diğer Köşe Yazıları