Rusya-Ukrayna Savaşının Uluslararası Ticaret, Lojistik ve Tedarik Zincirlerine Etkisi

Son Güncellenme Tarihi: 29.04.2022
Barış BİÇİMSEVEN

Barış BİÇİMSEVEN

Rusya-Ukrayna savaşının etkilerinin küresel tedarik zincirlerine hızla yayıldığı ve Doğu Avrupa ve ötesindeki ekonomileri etkilediğini gözlemlemekteyiz. Rusya ve Ukrayna dünyanın; enerji, gıda ile özellikli metal ve gazlarının büyük bir bölümünü temin etmektedir. Savaş, akaryakıt fiyatlarının sekiz yılın en yüksek seviyesine yükselmesine neden olmuştur. Artan yakıt maliyetleri, imalat ve ulaşım sektörlerini etkilemektedir.

Öncelikle uluslararası ticarette neredeyse bir doktrin haline gelen; “karşılıklı ticari ilişkiler ve bu ilişkilere bağımlılık sıcak çatışma riskini azaltır” görüşünün önümüzdeki dönemde yeniden gözden geçirileceği söylenebilir. Çünkü, gelişmiş ekonomilerin Rusya ve daha az düşük düzeyde de olsa Ukrayna ile yaptıkları ticarete aşırı ve tek taraflı olarak bağımlı olduklarının ortaya çıkması, global oyun kurallarının yeniden gözden geçirilmesini gerektirecektir.

Rusya ve Ukrayna, küresel buğday arzının %29'un ve tek başına Rusya, otomobil ve elektronik üretiminde kullanılan paladyumun %40'ını sağlamaktadır. Ukrayna, ABD'de kullanılan özel neonların %90'ını ve paladyumun %35'ini üretmektedir. Neon gazı, çiplerin üretilmesi için olmazsa olmaz bir metadır. Bu durum otomotiv ve bilişim olmak üzere birçok stratejik sektörü çok kötü şekilde etkileyecektir.

Rusya'nın ithalat hacmi, savaşın başlamasından bu yana %30 seviyelerini aşan bir düşüş göstermiştir. Rusya’dan petrol ve gaz ithalatı da %12 oranında azalmıştır. Ayrıca, aynı dönemde imalat ve perakende sektörleri %56 ve %28 düşüşle en çok etkilenen sektörler olmuştur. Rusya'ya yapılan sevkiyatların hacmi de son bir ayda %20 seviyelerinde azalmıştır. Yaptırımların başlamasından bu yana Rus limanlarındaki gemi trafiğinde ise %35'lik bir düşüş olduğu bildirilmektedir.

Bölgede geciken gönderilerdeki artış devam etmektedir. Doğu Avrupa'ya giden parsiyel yüklerde gecikme %20 oranında artmış durumdadır. Tüm Avrupa limanları için ihracat bekleme süreleri bir ay içinde %25, Avrupa limanları için aktarma bekleme sürelerinin aynı dönemde %43 arttığı görülmektedir. Sadece paketlenmiş tüketici ürünleri ve yiyecek içecek ürünlerinde deniz taşımalarında bekleme süresi %55 oranında artmıştır.

Lojistik maliyetler içinde en önemli unsurların başında petrol ve doğalgaz fiyatları gelmektedir. Rusya %40 payla Avrupa'nın en büyük doğal gaz tedarikçisi konumundadır. Rusya, yaptırımlara karşılık olarak Avrupa'ya gaz ihracatını da azaltmaktadır. Akaryakıt fiyatlarında oluşan artışın lojistik maliyetlerini artırdığı görülmektedir.

Lüksemburg merkezli kargo grubu Cargolux, Rus hava sahasının kapatılması nedeniyle Asya'ya giden gelen kargolar için kilogram başına 20 sentlik bir "ek ücret" getirmiştir. Benzer şekilde FedEx, 7 Mart'tan itibaren Asya-Pasifik bölgesi ile dünyanın diğer bölgeleri arasındaki ekspres kargo ve diğer yük taşımaları için fiyatlarını artıracağını duyurmuştur. Savaşın başlamasından bu yana, küresel hava kargo fiyatları yüzde 25 artarak kilogram başına yaklaşık 4.05 ABD Doları'na yükselmiştir. Deniz navlun maliyetlerinde ise bazı kaynaklara göre 20 ila 40 kat arasında bir artış beklenmektedir. Örneğin; Şanghay'dan Rotterdam'a konteyner başı maliyetler 2 yıl önce 2.000 dolar seviyesindeyken, krizin başlamasından sonra bazı operatörler aynı destinasyon için kimi durumlarda 54.000 dolara kadar tırmanan fiyatlar verebilmektedir.

Rusya’ya yönelik yaptırımlar; tarım ürünleri, özellikli gazlar ve metaller gibi tüm dünya için stratejik nitelik taşıyan maddelerin önemli bölümünü taşıyan hayati lojistik rotalarda önemli değişikliklere sebep olacaktır. Bu yeni arayışlar, özellikle Asya'dan Avrupa'ya olan rotalarda önemli gecikmelere yol açmaktadır.

Pek çok havayolunun Rusya üzerinden uçması yasaklandığından, birçok Avrupalı havayolunun Doğu Asya uçuş rotalarını uzatmasına neden olmakta ve bu durum da onları Rus hava sahasının hala açık olduğu Çin havayollarına karşı rekabette dezavantajlı hale getirmektedir. Dünyanın en büyük deniz taşımacılık firmalarından olan MSC ve Maersk Rusya'yla olan operasyonlarını durdurduğunu açıklamıştır. En büyük global express kargo firmaları UPS ve Fedex de benzer bir karar almıştır. Deniz ve hava yolundaki bu kısıtlamalar, Rusya'yı Trans-Sibirya Demiryolu ve Çin ile alan kara yolu bağlantılarına daha fazla bağımlı kılmaktadır. Rusya'nın yaptırımlar konusunda Çin'in desteğini ne ölçüde alabileceği ise hala bir soru işareti olarak ortada durmaktadır.

Rusya-Ukrayna krizi, sıcak bir çatışmaya karşı global tedarik zincirlerinin ne kadar hazırlıksız olduğunu bizlere bir daha göstermiştir. Karşı karşıya olduğumuz bu küresel tedarik ve lojistik krizi; güvenlik, risk yönetimi, risklerin azaltılması ve sürdürülebilirlik gibi hayati konularda yeni yaklaşımlar geliştirmeye dünyayı zorlamaktadır. ABD’nin sıcak çatışma başlar başlamaz, alternatif bir tedarik stratejisi geliştirmeye ve ticaret politikası önlemlerini gözden geçirmeye yönelik adımlar attığını görmekteyiz. Buna paralel olarak da ülkemizde de ulusal tedarik zincirleri strateji ve politikalarına yönelik çalışmaların yapılması büyük önem taşımaktadır. İlgili bakanlıklar, sektörler, üniversiteler ve sivil toplumun iş birliği halinde bu çalışmalara bir an önce başlanarak Türkiye için bir “tedarik zinciri ve lojistik politika” belgesinin ortaya konması gerekmektedir.

Barış BİÇİMSEVEN
GoSwift Türkiye Genel Müdürü, E. Ticaret Uzmanı
baris(at)goswift.eu


Yorumlar
İlk Yorumu Siz Yapın
Yorumunuz
Diğer Köşe Yazıları