Köprü Muzu

Son Güncellenme Tarihi: 28.05.2018
Hakan UÇAK

Hakan UÇAK

Sevgili Gümrük Köşesi

Yazarın Diğer Yazıları

Pazartesilerden oldum olası nefret etmişimdir. Sabahın kör bir vaktinde yatağımdan kalkıp işe gitmek bazen o kadar zor geliyor ki anlatamam size. Yine böyle bir Pazartesi sabahında istemeye istemeye yatağımdan kalkmak zorunda kalmıştım. Gözlerim açılmamış bir şekilde banyonun yolunu tuttum. Soğuk suyun kaldırma kuvvetinin uykumu açma noktasında bir faydasının olmaması bayağı sinirlendirmişti beni.

Çaresizce mutfağın yolunu tuttum. Bir bardak su alabilmek için damacananın pompası ile yapmış olduğum savaş takdire şayandı! Zira en dipte kalan suyu almak için var gücümle damacanaya yükleniyordum. Birkaç dakikalık savaş sonunda, damacanadan gelen garip sese kulak kesildim, arkasından elimdeki bardağın dolup taştığını ayağımı ıslatan su ile fark ettim.

Ayağımı ıslatan su ile uyanmak canımı sıksa da üzerimi değiştirip, hemen iş yerime doğru yola çıktım. Zira sabah dokuzda yetişmem gereken önemli bir toplantı vardı. Sabahın yedi buçuğunda yola çıkmıştım. Trafik her zamanki gibiydi. Biraz kapalı biraz da açık tıpkı ruh halim gibi. Toplantıya yetişirim diye düşünürken Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne bağlandığım Seyrantepe’deki trafiği görünce irkildim.


Trafik bir türlü ilerlemiyordu! Kaza mı olmuştur diye düşünürken saatin sekize doğru geldiğini fark ettim.
Önümde duran trafik, aklımda toplantı vardı. Zira benim için çok önemli bir toplantıydı. Önemli bir şirketin yetkilileri ile toplantım olacaktı ve bu işi almak için günlerce çaba sarf etmiştim!

Trafikte ağır aksak giderken, cep telefonumdan yol durumunu öğrenmek istedim. “Lanet olsun” (söylediğim kelimenin nazik bir versiyonu!) dedim kendi kendime. Çünkü sabah arabama binerken çantamı bagaja koymuştum ve telefonlarım da çantadaydı!
Trafikte vakit hızlı bir şekilde geçerken, trafik haberlerinin anlık olarak verildiği radyonun frekansını aradım çaresizce! Birkaç defa baştan aşağı frekansları taradıktan sonra sonunda radyoyu bulabilmiştim. Galiba işlerim yoluna giriyordu diye düşünürken, gidiş güzergâhımda trafiğin ilerlemediği ve bir saat süreceğini öğrenmem ile yıkıldım. Gerçi trafik bir saat sürse bile en fazla 5 dakika gecikirim diye kendimi avuttum.

Her gün 5 dakikada aldığım yolu 1 saatte alacağımı öğrenmek gerçekten çok sinir bozucuydu. Trafikte ağır aksak giderken, radyonun saatine bakıyordum. Tam tamına bir saat sonra köprü gişelerine gelebildim! Saate baktığımda toplantıya yetişmemin mümkün olmayacağını anlayınca durumu kabullenmek zorunda kaldım.

Tam da bu esnada, dışarıda duran bir satıcı “köprü muzu” diye bağırmaya başladı. Ekmeğinin peşinde koşan ve sabahın soğuğunda avazı çıktığı kadar bağıran satıcının yanına gelip, muz almak istediğimi söyledim.

Satıcı elinde 3 adet muz ile aracımın yanına geldi. Gerçi ben bir tane istemiştim ama 3 tane getirmişti. Satıcıyı kırmak istemediğim için 5 TL uzattım. Satıcı parayı almasına rağmen eli hala bana doğru duruyordu. Anlamsız bakışmalar sonrasında “abi 2,5 TL daha vermen gerekir” dedi! 3 muz için 7,5 TL ödemem gerekiyordu. Şaşırmıştım. Hem de çok şaşırmıştım! Pahalı gelmişti gerçeği söylemek gerekirse!

Dayanamayıp “neden bu kadar pahalı muz” diye sorduğumda satıcının vermiş olduğu cevap ile irkildim. Satıcı aynen şunları söyledi:
“ Abi bu muzlar ithal. İthal olduğu için pahalı. Ne kadar okumuş birine benzesen de gümrükten anlamayan bir abiye benziyorsun. Biz bu muzları Amerika’dan ithal ediyoruz. % 3.000 oranında gümrük vergisi ödüyoruz. Ayrıca % 18 KDV’si de var. Gümrük masraflarından bahsetmiyorum bile! Sonra gelip bana muz pahalı diyorsun! Biz vatandaşlarımız muz yesin diye bu kadar çile çekelim, köprüde ayaklarına getirelim, sonra kazandığımız üç beş kuruşun hesabını yapsınlar!”

(Not: Muzun ithalatında % 145,8 gümrük vergisi ve % 8 oranında KDV ödenmektedir)

Neye uğradığımı anlayamadım. Aradaki 2,5 TL’lik farkı ödedikten sonra yola devam ettim. Köprüden geçerken toplantıyı kaçırmış olduğu asabiyete bir de seyyar bir satıcıdan almış yalan yanlış bir gümrük dersi eklenmişti.

İki saatin sonunda (toplantıya yarım saat gecikerek) toplantıya girebilmiştim. Özür diledim ve toplantıya başladık. Toplantıdaki ilk soru ise bir hayli ilginçti! Soru aynen şu şekildeydi:
“Hakan Bey, şirket olarak muz ithal etmeyi düşünüyoruz. Acaba ne kadar gümrük vergisi öderiz? Bir de bu eşyayı yurt içinde satarken kâr elde edebilir miyiz?”

Soruyu duyunca beynimin içinde köprüdeki satıcının sesleri yankılandı bir anda! Sorulan soruya cevabım şu şekilde oldu:
“ Muzun ithalatındaki gümrük vergisi oranına baktıktan sonra kesin bilgiyi verebiliriz. İkinci sorunuza ise hemen cevap verebilirim. Evet kâr elde edebilirsiniz. Eğer muzu köprüde satarsanız bayağı kâr elde edebilirsiniz!”

Herkese iyi Pazartesiler!

Hakan Uçak
Yorumlar
İlk Yorumu Siz Yapın
Yorumunuz
Diğer Köşe Yazıları