Giriş
Zaman
zaman gümrük idarelerinin teftişi ya da Bölge Müdürlükleri Kontrol Şubesinde
düzenlenen sonradan kontrol raporlarında Incoterms teslim şekillerine ilişkin kuralların
yorumundan kaynaklı ciddi sayılabilecek boyutta ek tahakkuk ve ceza kararları
düzenlendiğine şahit olduk.
Bu
defa bazı gümrük idarelerince düzenlenen ceza kararlarında, Müdürlüklerinin
teftişi sonucu düzenlenen cevaplı raporlardan bahisle, KDS üzerinden yapılan
sorgulamalar neticesinde tespiti yapılan bazı gümrük beyannamelerinde teslim
şekli CFR, CIF, CIP, CPT, DAP beyan edilmesine karşın teslim yeri gümrük
beyannamesinin 20 no.lu kutusunda Türkiye Gümrük Bölgesi dışında bulunan bir
yer olarak kayıtlı beyannameler için müfettiş raporunda önerilen “teslim
yeri Türkiye Gümrük Bölgesi dışında belirtilen veya teslim yerine ilişkin
açıklamanın bulunmadığı CFR, CIF, CIP, CPT, DAP teslim şekline ilişkin
beyannameler için yükümlüsünden navlun faturasının temin edilerek, temin
edilememesi durumunda ise emsal navlun bedelinin gümrük kıymetine dahil
edilerek” gümrük kıymetini etkileyen bir husus bulunması durumunda
Gümrük Kanununun 234. maddesi çerçevesinde işlem tesis edilmesi, durumun
beyannamenin 20 no.lu hanesinin yanlış doldurulmasından kaynaklandığının
tespiti durumunda ise Gümrük Kanunu’nun 241/1 maddesi kapsamında usulsüzlük
cezası uygulanması yoluna gidildiği görülmektedir.
Müfettiş
raporuna istinaden gümrük idarelerince Incoterms kuralları incelenmeden ve
analiz edilmeden raporda belirtilen teslim şekillerine ilişkin beyannameler
için navlun faturası istenilmesi yoluna gidilerek GK 234/1’e göre işlem yapılması
süreci ile bu kapsamda olmayanlar için GK 241/1’inci madde hükümlerini
uygulayacağı yaşanılan tecrübelerden aşikardır. Ceza Kararının gerekçesinde yer
verilen müfettiş görüşünün iki farklı noktada değerlendirildiği anlaşılmaktadır.
- - Birincisi, teslim şekli CFR, CİF, CIP,
CPT ve DAP beyan edilen satışlar için teslim yeri Türkiye Gümrük Bölgesi
dışında beyan edilen veya teslim yeri beyan edilmeyen beyannameler için navlun
faturası temin edilmesi, ibraz edilmeyen durumlarda emsal navlun bedelinin
(eşyanın FOB kıymetinin %10’nu) kıymete ilave edilerek fark vergilerin
istenilerek bu farkın üç katı ceza uygulanması önerilmektedir.
- - İkincisi, belirtilen teslim şekillerinin
gümrük beyannamesinin 20 no.lu kutusunda taşıma türleri itibariyle farklı beyan
edilmesi hallerinde ise usulsüzlük cezası uygulanması önerilmektedir.
Konunun doğru bir şekilde
değerlendirilebilmesi için öncelikle Icoterms kurallarına ilişkin bazı kavramların
doğru tanımlanması, uluslararası ticaret kuralları ve uluslararası ticaret
hukuku bağlamında bu kuralların analizinin yapılması önem arz etmektedir.
ICOTERMS’İN AMACI
INCOTERMS kuralların amacı
uluslararası mal alım satım ticaretinde kullanılan terimlerin mümkün olduğunca
standart hale getirilerek ticaretin kolaylaştırılmasıdır. Bu düzenlemelerin
temel amacı uluslararası ticarette önemli olan hız, güven ve açıklık gibi
kavramları desteklemek, en azından sık kullanılan terimler arasındaki yorum
farklılıklarını ve belirsizlikleri gidermektir.
INCOTERMS NEDİR? NE DEĞİLDİR?
Uluslararası Ticaret
Hukuku dalında uzman olan değerli hocam Dr. Talat Kaya’nın (*) Incoterms
kurallarının hukuki boyutunu ifade ettiği üzere;
- - INCOTERMS kuralları kendi
başlarına bir satış sözleşmesi değildir ve satış sözleşmesi yerine geçmez.
-
Bunlar tarafların atıf yapmak
suretiyle sözleşmenin parçası haline getirdikleri kurallardır.
- - INCOTERMS kuralları;
tarafların yükümlülüklerini, hasarın geçişini ve masraflara dair görev ve
sorumlulukları düzenlemektedir.
- - INCOTERMS kuralları; satış ile
ilişkili taşıma, sigorta sözleşmesi veya akreditif gibi sözleşmelerin bir
parçası değildir ve bu sözleşmelerin taraflarını bağlamaz.
- - INCOTERMS kuralları,
tacirlerin hukuku (lex mercatoria) olarak nitelendirilmektedir ve tacirlerin
ihtiyaçlarına dayalı olarak ortaya çıkmış teamüllerin ICC tarafından sistematik
hale getirilmesinden ibarettir.
Nitekim
Milletlerarası Ticaret Odasında (ICC) yayınlanan Incoterms 2020 kitapçığı
incelendiğinde Talat Hocanın görüşlerinin ne kadar isabetli olduğu
görülecektir.
INCOTERMS
KURALLARINA GÖRE TESLİM YERİ VE VARMA YERİ NEYİ İFADE EDER?
Sanırım
gümrük müfettişini ve gümrük idarelerini yanıltan husus CFR, CİF, CIP, CPT ve DAP
teslim şekillerinde “teslim yeri” ile “varma yerine” kadar olan navlun ve
sigorta yükümlülüğü ile risk ve hasarın satıcıdan alıcıya geçişine ilişkin
ayrımın karıştırılmasından kaynaklandığı değerlendirilmektedir.
Incoterms 2020 kuralları incelendiğinde,
“F” li ve “C” li teslim şekillerinin tamamında teslim yeri, öngörülen taşıma
işlemi satıcı tarafındadır. Bu nedenle bu taşıma şekilleri genelde yükleme
yerinde satışlar olarak adlandırılır. DAP, DPU ve DDP teslim şekillerinde ise teslim
noktası, malların varma noktası ile aynıdır.
“C”li teslimlerde (CFR, CİF, CPT, CİP)
teslim yerinde (ya da teslim noktası belirlenmiş ise bu noktada) gemiye
yüklenmesi veya taşıyıcıya tevdi edilmesi suretiyle gerçekleşir. Teslim yeri, malların satıcıdan alıcıya teslim edildiği varsayılan yer,
yani hasarın satıcıdan alıcıya geçtiği ve masrafların paylaşımı konusundaki
merkezi noktadır. Bu nedenle “C” li teslim şekilleri teslim yerinde
satışlar olarak adlandırılır. Örneğin CİF teslim şeklinde, satıcı
malları teslim yeri olan Hamburg Limanında 3 no.lu rıhtımda Y gemisi bordasında
teslim etmekle teslim yükümlülüğünü tamamlar. Teslim noktasından sonra oluşacak
hasar ve riskler alıcıya geçer. Satıcı belirlenen noktada yani gemi
güvertesinde teslime kadar olan masraf ve riskler yanında varma noktasına
örneğin Mersin Limanına kadar olan navlun ve sigorta maliyetini de üstlenmek
zorundadır.
Bu nedenle ithal eşyası için “C” li
teslimlerde teslim yeri Türkiye Gümrük Bölgesi (TGB) dışında beyan edilen
beyannameler için alıcıdan (ithalatçı) navlun faturası istenilmesinin Icoterms
ve ticari kurallara uyan bir yanı bulunmamaktadır. Teslim yerinin TGB dışında
olması “C”li teslim şekillerinde navlun bedelini satıcının üstlenme
yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Bu teslimlerde taşıma sözleşmesi satıcı ile
taşıyan arasında yapılır. Dolayısı ile navlun bedelini ödeme yükümlülüğü
satıcıya ait olup, satış faturasında bu tutarı mal bedeline ilave edilir.
DAP, DPU ve DDP’den oluşan
“D”li terimlerde teslim varma yerinde gerçekleşir. Bu nedenle “D”li terimler,
“boşaltmada (varma yerinde) satışlar” olarak adlandırılır. “D” li teslimlerde
mallar varma yerinde, yani taşımanın gerçekleştirilmesinden sonra alıcıya
teslim edildiği için, mallara ilişkin tüm ziya ve hasar bu noktaya kadar
satıcıya aittir. Bu teslimlerde varma yerine kadar navlun, sigorta ile olası
hasar ve riskler satıcıya aittir. “D” li teslim şekillerini “C”li teslim
şekillerinden ayıran husus teslim yerinin varış ülkesinde belirlenmesidir. «D»li teslimlerde
belirlenen yer, teslim yeri ve aynı zamanda varma yeridir ve satıcı o noktaya
kadar taşımayı ayarlamakla yükümlüdür
Dolayısı ile müfettiş görüşünde
belirtilen teslim şekillerinden yalnızca “D”li teslimlerde teslim yerinin
gümrük beyannamesinde TGB de bir yer olması görüşü doğrudur. Şayet eşyanın
teslim şekli “D” li bir teslim şekli olarak belirlenmiş olmakla birlikte, ithalat
beyannamesinde teslim yeri TGB dışında beyan edilmiş ise teslim şeklinin doğru
belirlenmiş olması kaydıyla sadece bir usulsüzlük cezası söz konusu olabilir.
“C” li teslim şekillerinde,
ithal eşyası için Incoterms kurallarına göre teslim yeri zaten TGB dışında bir
yer olması hasebiyle, Müfettişin konuya ilişkin görüşüne katılmak ve buna göre navlun
faturası istenilmesi ve ibraz edilmemesi halinde ek tahakkuk ve cezai işlem
tesis etmenin hiçbir yasal dayanağının bulunmadığı değerlendirilmektedir. Ancak
şunu da belirtmekte fayda var ki Gümrük Müfettişleri ve Gümrük İdareleri,
yapılan beyanların doğruluğunu araştırmak üzere beyana esas tutulan tüm bilgi
ve belgeleri beyan sahiplerinden istemek konusunda, gerek Gümrük Kanunu’nun 65
ve 73’üncü maddelerine, gerek kıymet araştırması konusunda DTÖ Kıymet
Sözleşmesi hükümlerine, gerek se Revize Kyoto Sözleşmesi hükümlerine göre geniş
bir yetkiye sahip bulunmaktadırlar.
EMSAL NAVLUN VE EMSAL SİGORTA
UYGULASININ YASAL DAYANAĞI VAR MIDIR?
Konuya
ilişkin ülkemizdeki düzenleme 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 27/1(e) bendinde;
“28
inci maddenin (a) bendi hükmü saklı kalmak üzere, ithal eşyası için
Türkiye’deki giriş liman veya yerine kadar yapılan nakliye ve sigorta
giderleri ile eşyanın giriş liman veya yerine kadar nakliyesi ile ilgili
olarak yapılan yükleme ve elleçleme giderleri” nin ithal eşyasının fiilen ödenen ya da
ödenecek fiyatına ilave edileceği şeklinde hükme bağlanmıştır. Madde
metninde, “yapılan” bir nakliye ve
sigorta gideri ile nakliyesiyle ilgili “yapılan”
yükleme ve elleçleme giderlerinden bahsedilmektedir.
Diğer
yandan GATT’ın VII’inci Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Anlaşmanın (DTÖ Kıymet
Sözleşmesi) “Gümrük Kıymetine Uygulanacak Kurallar” başlıklı 9’uncu Maddesinin
2(a) bendinde ithal eşyası kıymetine dahil edilecek unsurlar sayılarak “İthal
eşyanın ithal limanı ya da yerine kadar yapılmış taşıma masrafları”
nın kıymetin unsuru olduğu hükme bağlanmıştır.
Görüleceği
üzere ithal eşyasının kıymet tespitinde dikkate alınması gereken kurallar DTÖ
Kıymet Sözleşmesi ile belirlenmiş olup her üye ülkenin ulusal mevzuatına göre
belirlediği kıymet tanımı ve unsurları, Anlaşma hükümlerine uygun olmak
durumundadır. Anlaşma kurallarına göre ithal eşyasının kıymetinin tespitinde
fiilen yapılan ya da yapılacak giderlerin objektif esaslara göre tespit edilmek
suretiyle gümrük kıymetinin belirlenmesi esas alınmıştır.
Bununla
birlikte Gümrük Yönetmeliği’nin 51/ (9)’uncu fıkrasında “Navlun makbuzu
ve/veya sigorta poliçesinin ibrazının imkânsız olduğu veya kabul edilebilir
nitelikte bulunmadığı hallerde, yükümlü tarafından nedenleri de belirtilerek
verilecek bir dilekçe ile bu durumun bildirilmesi suretiyle; emsal navlun ve/veya
sigorta gideri fiilen ödenen veya ödenecek fiyata eklenir.” Hükmü, “C”
li veya “D” li teslim şekillerinde dahi navlun faturası veya sigorta
poliçesinin ibrazının gümrükçe istenilmesi ve ibraz edilemediği hallerde ithal
eşyası kıymetine emsal navlun (FOB kıymet X %10) veya emsal sigorta (FOB kıymet
X %3) uygulaması yoluna gidilerek ek vergi tahakkuk ettirilmesi ve ceza uygulanmasının
kanuni bir dayanağı bulunmamaktadır.
Yönetmelik
maddesine dayanılarak yapılan bir idari uygulama ile beyan sahiplerinin iradesi
zorlanarak cebren fazladan emsal navlun veya emsal sigorta beyanı yapılması
sağlanarak yasal dayanağı bulunmadan fazladan ithalat vergisi tahakkuku ve
tahsili yapılmaktadır. Bu şekilde beyan yapılmayan durumlarda ek tahakkuk ve
ceza kararları düzenlenerek kanuni dayanağı bulunmadan Anayasamızın vergide ve
cezada kanunilik ilkesine aykırı olarak vergi salınmakta ve ceza uygulanmakta
olduğu değerlendirilmektedir.
TESLİM
ŞEKLİNE İLİŞKİN KODUN GÜMRÜK BEYANNAMESİNDE HATALI BEYANI
Gümrük
idaresince düzenlenen ceza kararının gerekçesinde müfettiş raporuna atfen
belirtilen ikinci husus teslim şekline ilişkin kodun gümrük beyannamesinin 20
no.lu hanesinin yanlış doldurulduğunun tespiti halinde Gümrük Yönetmeliği Ek-82/7’nci
sırasındaki hüküm gereği GK 241/1’inci maddesi hükmünün uygulanması
gösterilmiştir. Gümrük Yönetmeliği Ek-14’te gümrük beyannamesinin “Teslim
şekli” başlıklı 20 no.lu kutusunun birinci alt bölümüne “teslim şekline ilişkin
kod yazılır” ikinci alt bölümüne ise “Eşyanın teslim edildiği yerin adı
yazılır” hükmü bulunmaktadır.
İthalata
konu bazı gümrük beyannamelerine ilişkin taşıma senedi ve faturaların
tetkikinde, taşıma şekli karayolu ya da hava yolu olmasına karşın faturasında
veya diğer vesaiklerinde teslim şeklinin denizyolu taşıma şeklinde kullanılan
örneğin CIF veya CFR olarak belirlenmiş olan durumlarla karşılaşılabilmektedir.
Incoterms teslim kurallarına göre deniz yolu taşımaları için öngörülen ve
önerilen CIF, CFR veya FOB teslim şeklinin diğer taşıma şekilleri için de
kullanılması halinde birçok boşlukların ve gereksiz masrafların doğmasına yol
açması sonucunu doğurabilir. Bu şekilde deniz yolu taşıma şekli için öngörülen
taşıma şeklinin satıcı ile taşıyıcı arasında yapılan taşıma sözleşmelerinde ya
da mal satım sözleşmelerinde Incoterms kurallarına göre olası boşlukları ve
riskleri giderecek hükümler konulmak suretiyle giderilebilir.
Uluslararası ticari akitlerin
şekli ve içeriğini belirleme konusunda tarafların iradesi belirleyici rol
oynar. Taraflara rehberlik etmek üzere milletlerarası kuruluşlar ve Sivil Toplum
Örgütlerince hazırlanan tip sözleşmeler, klozlar (Incoterms), rehberler gibi
soft law denilen kurallar kullanılabilir. Soft law kendiliğinden bağlayıcı
değildir. Bağlayıcılık kazanması taraf iradesine bağlıdır (Kaya, T. 2020).
Nitekim Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Mal Satım Sözleşmesi
hükümleri incelendiğinde, uluslararası mal ticaretinde, yeknesak uygulamaların
teşviki ve dürüstlük ilkesinin korunması amacıyla, sözleşmenin kurulması,
satıcının sorumlulukları, malların teslimi ve sözleşmeye uygunluğu, alıcının yükümlülükleri
ve sözleşme hükümlerinin ihlalinde uygulanacak
kurallar belirlenmiş olmakla birlikte, taraf iradesiyle belirlenen sözleşme
hükümlerine bir müdahale bulunmadığı gibi sözleşmelerin serbestliği ilkesi
çerçevesinde sözleşmelerin yazılı olarak yapılması zorunluluğu da
getirilmemiştir.
Konu bu çerçevede
değerlendirildiğinde, satıcı ile taşıyıcı arasında yapılan taşıma sözleşmesinde
ya da satıcı ile alıcı arasında yapılan mal satım sözleşmesinde taşıma şekli
karayolu veya hava yolu olarak belirlenmesine karşın belgelerinde denizyolu
taşıma şeklinde Incoterms kurallarına göre önerilen teslim şeklinin örneğin CFR
veya CIF olarak belirlenmiş olması halinde, gümrük beyannamesinin 20 no.lu
kutusunda ithal vesaiklerinde yer alan CFR veya CIF teslim kodunun beyan
edilmesi ceza uygulaması sonucunu doğurmaz. Aksi bir uygulama milletlerarası
ticaret hukukunun temel ilkelerinden birini oluşturan sözleşme hükümlerinin
belirlenmesinde (yasalarla suç sayılan haller hariç) taraf iradesine müdahale
edilemeyeceği ilkesine aykırılık teşkil edeceği değerlendirilmektedir. Ayrıca Gümrük
Yönetmeliği EK 14’te 20 no.lu kutu ile ilgili açıklama notlarında teslim
şekline ilişkin kod yazılır ifadesinde Incoterms kurallarına ilişkin teslim
kodu yazılır ifadesi bulunmamaktadır. Ancak, ithal vesaiklerinde teslim şekli
CIP, CPT olarak yer almasına karşın beyannamenin 20 no.lu kutusunda farklı bir
teslim kodunun beyanı halinde usulsüzlük cezası önerilebilir görüşündeyiz.
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Gümrük idarelerince Incoterms
kurallarının farklı yorumlanması zaman zaman sair kanun ve mevzuatların gümrüğe
ilişkin hükümlerinin ilişkilendirilmesinde ya da ikincil düzenlemelerin
lafzından kaynaklı olarak kanuni dayanakları somut olarak gösterilemeden
kolaylıkla ceza uygulaması yoluna gidilmesi, işlemlerini yasal mevzuat
kurallarına göre yapan ve yapmaya çalışan dış ticaret erbabı için ciddi
maliyet, risk ve belirsizlikler oluşturmaktadır. Özellikle kanunla idari para
cezası uygulama yetkisi verilmiş olan gümrük idare amirlerinin bu tür müfettiş
raporlarında önerilen hususları, konuyla ilgili tüm bilgi ve belgeleri ilgili
mevzuatlarına göre inceleyip analiz etmeden, raporda yazılı hususu emir telakki
ederek bir inceleme, araştırma, sorgulama ve analiz yapmadan doğrudan ceza
uygulaması yoluna gidilmesinin ciddi hukuk ihlallerine ve hak kayıplarına yol
açtığı, kanunsuz vergi ve ceza uygulamasına yol açtığını idrak etme konusunda
zayıf kaldıklarını değerlendirmekteyim. Elbette ki müfettişlerin çok isabetli
tespitleri ve önerileri inkâr edilemez, ancak nihayetinde müfettişler çoğu
zaman sistem üzerinde veya beyanname üzerinde gördüklerini kaleme almaları
dışında her bir olay bazında analiz yapma imkanları bulunmayabilir. Kanun
koyucu idari para cezası uygulama yetkisini gümrük idare amirleri veya
yardımcılarına vermiştir. Bu nedenle gümrük idare amirlerinin yetki ve görevleri
dahilinde olan mevzuat hükümlerinin doğru uygulanması konusunda daha fazla
inisiyatif almaları gerektiğini değerlendirmekteyim.
Benzeri
bir uygulama 2018 yılında “D”li teslim şekillerinde, sigorta sözleşmesi
yapılması yükümlülüğünün gümrük idarelerince yanlış kavranması sonucu, sigorta
sözleşmesi ibraz edilmeyen gümrük işlemleri tamamlanmış beyannameler için ek
tahakkuk ve ceza kararları uygulanmış ve bu uygulama sonucu teslim şekli DAP,
DAT (DPU) ve DDP olan satışlar için beyan sahipleri ilave emsal %3 sigorta
beyanları yapmak zorunda bırakılarak hukuksuz olarak fazladan
vergilendirilmişlerdi. Konunun Incoterms kuraları hükümlerine göre 2018 yılında
Gümrük TV^de (Köşe Yazıları) yaptığımız değerlendirmenin doğruluğu Gümrükler
Genel Müdürlüğü’nün 21/10/2020 tarih ve 58349437 sayılı yazıları ile teyit
edilerek bu haksız uygulama kaldırılmıştır. Yukarıda belirtilen idari
uygulamalarında Bakanlık Makamınca değerlendirilerek bu hukuksuz uygulamadan
vaz geçileceğini ümit etmekteyiz.
20.08.2022 ANKARA
Atilla
ŞAHİN
Gümrük
Müşaviri (E. Gümrük Müdürü)
(*)
Dr. Talat KAYA Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim
Üyesi