Gümrük Kanunu’nun 214’üncü Maddesinde Yaşanan Çelişki ve Gümrük Yönetmeliğinin 38’inci Maddesine Farklı Bir Yaklaşım

Son Güncellenme Tarihi: 17.12.2021
Atilla ŞAHİN

Atilla ŞAHİN

Gümrük Müşaviri

Yazarın Diğer Yazıları

4458 sayılı Gümrük Kanunu’nda gümrük yükümlülüğünü düzenleyen “Dokuzuncu Kısım” da sırasıyla; Kanunun 181 ila 194’üncü maddeleri, “Gümrük Yükümlülüğünün Doğması”; 195 ila 201’inci maddeleri “Gümrük Vergilerinin Tahakkuku, Tebliği ve Ödenmesi”; 202 ila 207’nci maddeleri  “Teminat”; 208 ve 209’uncu maddeleri Gümrük Yükümlülüğünün Sona Ermesi”; 210 ila 217’inci maddeleri ise “Vergilerin Geri Verilmesi veya Kaldırılması” ile ilgili hükümler Kanunun yürürlüğe girdiği 04.02.2000 tarihinde kanun tekniğine ve sistematiğine uygun olarak düzenlenmiştir.

4458 sayılı Kanun esas itibariyle 1963 Ankara Anlaşmasının bir sonucu olarak Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında tesis edilen Gümrük Birliği sürecinde, AB mevzuatına uyum yükümlülüğümüz kapsamında oluşturulmuştur. Gümrük Kanunun “Vergilerin Geri Verilmesi ve Kaldırılması” ile ilgili hükümlerinden 211, 212 ve 213’üncü maddelerinde yer alan hükümler, bir yandan AB gümrük mevzuatına uyum yükümlülüklerimiz, diğer yandan Dünya Gümrük Örgütü bünyesinde yapılan çalışmalar sonucu taraf olduğumuz Gümrük Rejimlerinin Basitleştirilmesi Ve Uyumlaştırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme Revize Koyoto Sözleşmesine Genel Ek, Bölüm 4’te yer alan “Gümrük Vergi ve Resimlerinin Geri Ödenmesi” başlıklı 4.18 ila 4.22 standart maddelerinde düzenlemeler ile uyumludur.

Gümrük Kanunu’nun 214’üncü madde hükmü ise, Türkiye’nin AB’nin tercihli ticaret politikalarına uyum yükümlülükleri kapsamında bazı ülke veya ülke grupları ile yapmış olduğu serbest ticaret anlaşmaları kapsamında tercihli tarife uygulanmasını sağlayan menşe ispat belgelerinin geçerlilik tarihi ve ithalat gümrüğüne sunulma tarihleri dikkate alınarak belirlenmiştir.

 

Kanunun 214’üncü maddesi hükmüne göre; “Gümrük vergileri 211, 212 ve 213’üncü maddelerde belirtilen haller dışında, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşma hükümleri çerçevesinde Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek hallerde geri verilir veya kaldırılır.

Bu maddede belirlenen geri verme ve kaldırma işlemleri, gümrük vergilerinin yükümlüye tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde ilgili gümrük idaresine başvurulması üzerine yapılır.

Ancak, mücbir sebebin tespiti halinde, bu sürenin aşılmasına Bakanlıkça izin verilir.”

 

Madde metninde anlaşılacağı üzere, geri verme ve kaldırma talepleri, gümrük vergilerinin yükümlüye tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde ilgili gümrük idaresine başvurulması üzerine yapılır. Sorunda bu bir yıl içerisinde yapılır ifadesinden kaynaklanmaktadır. Nedenine gelinde ikili veya çok taraflı yapmış olduğumuz serbest ticaret anlaşmalarında genelde tercihli tarifeden yararlanmayı sağlayan menşe ispat belgeleri ile Gümrük Birliği kapsamında AB ile yapılan ticarette kullanılan A.TR dolaşım belgelerinin vize tarihinden itibaren dört ay içerisinde ithal ülkesi gümrük idaresine sunulmasıdır.  Oysa G. Kore ve Birleşik Krallık ile yapılan serbest ticaret anlaşmaları ve bu anlaşmaların uygulanmasına ilişkin Yönetmeliklerde ihracat sırasında düzenlenen menşe beyanlarının geçerlilik süresi on iki ay, ihracat sırasında düzenlenemeyen durumlarda ise, tercihli tarife uygulanmadan ithal edilen eşya için ithal tarihinden itibaren iki yıl içerisinde menşe beyanını ilgili gümrük idaresine sunarak vergilerin iadesi talebinde bulunabileceği hükme bağlanmıştır.

 

STA kapsamında menşeili olan eşyanın ithalattan sonra menşe ispat belgesinin
sunulmasının reddinin tartışılması.

                                                   

TR-BK STA Kapsamında Eşyanın Tercihli Menşeinin Tespiti Hakkındaki Yönetmeliğin (25.05.2021/31491 s. R.G.) 22’nci maddesinde; “Tercihli tarifenin sonradan talep edilmesi” başlıklı 22’nci maddesinde;

“MADDE 22 –
 (1) Türkiye veya İngiltere, kendi yasa ve yönetmelikleri ile uyumlu olarak, eşyanın ithal edildiğinde menşeli olarak nitelendirildiği, ancak ithalatçının ithalat esnasında bir menşe beyanının bulunmadığı hallerde, eşyanın ithalatçısının ithalat tarihinden itibaren en geç iki yıl içerisinde, eşyanın tercihli tarifeye tabi tutulmaması sonucunda ödenen vergilerin iade edilmesi için başvuruda bulunmasına imkân tanır.”

Benzeri hüküm Türkiye-G. Kore STA Yönetmeliğinin 19/5’inci maddesinde yer almaktadır.


“(5) Bir menşe beyanı, ihracatçı tarafından ait olduğu ürünlerin ihracatı sırasında veya ait olduğu ürünlerin ithalatından itibaren iki yıl veya ithalatçı Taraf ülkenin mevzuatında belirtilen süre içerisinde ithalatçı Taraf ülkeye ibrazı koşuluyla, ihracattan sonra hazırlanabilir.”

 

Yeni nesil STA olarak da nitelenen serbest ticaret anlaşmalarında tercihli menşe kuralları taraf ülkeler tarafından esnek bir şekilde uygulanmasını sağlayacak menşe kuralları belirlenebildiği gibi, eşyanın tercihli menşe statüsünü kanıtlayan ve gümrük vizesini de içeren menşe ispat belgeleri yerine menşe beyanı gibi fatura beyanı formatında basitleştirilmiş ticari belgeler üzerinde ihracatçının menşe beyanı tercihli tarife uygulanmasında geçerli kılınmaktadır. Bu bağlamda menşe belgesinin ihracat sırasında düzenlenen hallerde bir yıl; ihracattan sonra düzenlenen hallerde iki yıl içerisinde ithalatçı Taraf ülkeye ibrazında tercihli tarife uygulanması sağlanmaktadır. Gümrük Kanunu’nun 214’üncü maddesi ise yeni nesil STA yer alan menşe ispatına ilişkin hükümlerle uyarlı hale getirilmesini sağlayacak yasal düzenlemeler yapılması zorunluluğu bulunmaktadır.

 

T.C. Anayasasında vücut bulan normlar hiyerarşisine göre uluslararası anlaşmalar kanun hükmüne olduğundan, Anlaşma kurallarında bu konuda özel bir hüküm bulunduğundan ve GK’nun 214’üncü madde metninde “Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşma hükümleri çerçevesinde…” ibaresinin bu maddenin esasen Anlaşma hükümlerinin gereklerinin karşılaması amacıyla kanun koyucu tarafından düzenlendiği anlaşılmaktadır.


Uygulamada bazı gümrük idarelerince, Türkiye-G .Kore STA kapsamında gelen ancak ithalat sırasında menşe beyanı ibrazı yapılamadığından tercihi tarife uygulanmadan ithal edilen eşya için ticari bir belge üzerine ihracatçı tarafından düzenlenip imzalanan “menşe beyanı”, GK’nun 214’üncü maddesinde belirtilen bir yıllık süreyi aşarak gümrük idaresine sunulması gerekçe gösterilerek talebin reddi yönünde karar verildiği, ayrıca, söz konusu eşya gümrük tarifesi itibariyle  2018/11975 sayılı Karar kapsamında ABD menşeli ürünlere uygulanan ek mali yükümlük (EMY)  kapsamında olduğundan söz konusu menşe beyanı geçerli bir menşe belgesi olarak kabul edilmeyerek beyan sahibinden menşe şahadetnamesi istenildiği anlaşılmaktadır.

 

İthalattan sonra bir yıllık süreyi aşarak gümrüğe sunulan menşe beyanının Gümrük Yönetmeliğinin 205/4’üncü maddesi hükmünün uygulaması açısından bir tercihli muameleye tabi olmadığı gerekçesiyle geri verme talebini reddetmesi yanında kapsadığı eşyanın menşeini kanıtlayan belge olarak kabul edilemez mi?

 

Gümrükler Genel Müdürlüğünün (GGM) benzeri bir konuda İthalat Rejimi Kararımıza göre Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi (GTS) kapsamında faydalanan ülkeler listesinden çıkarılan bir ülkeden ülkemize ihraç edilen ürün için düzenlenen Form A Menşe Belgesi kapsamı eşyanın ithalinde tercihli tarifeden yararlanma durumu olmadığını gerekçe göstererek söz konusu belgenin EMY veya ticaret politikası önlemleri açısından eşyanın menşeini kanıtlayan bir belge olarak kabul edilemeyeceği ifade edilmiştir. Gümrük idarelerince de bu yazı içeriği dikkate alınmak suretiyle G. Kore ile Türkiye arasında tesis edilen STA kapsamında yer alan ve Anlaşma hükümlerine göre ithalattan sonra iki yıl içerisinde ihracatçı tarafından düzenlenmiş bir menşe beyanının, tercihli tarifeden yaralanmadığı gerekçe gösterilerek  eşyanın menşeini tevsik etmesi açısından dahi kabul edilmemesi, Anlaşma hükümlerinin dikkate alınmamış olması ya da Gümrük Yönetmeliğinin 205/4 üncü maddenin lafzından hareket edilerek tercihli menşe kuralları ile tercihli olmayan menşe kuralları ayırımı sağlayan sistematikten uzaklaşılmasından kaynaklandığı değerlendirilmektedir.

 

Öncelikle GGM nün yazılarında bahsi geçen Form A belgesi eşliğinde gelen ürün, GTS Rejimimizden faydalanan ülke menşeli olmadığından hiçbir surette tercihli tarifeden yararlanma durumu söz konusu değildir. Oysa G. Kore’den ya da Birleşik Krallık ‘tan ithal edilen ürün;

- Anlaşma kapsamında olmak,
- Anlaşmada belirtilen kuralları sağlamak,
- Anlaşma kapsamında Taraf ülkeden doğrudan nakliyat kullarına göre gelmek,
- Tercihli tarifeden yararlanmasını sağlayan menşe ispat belgesinin (menşe beyanı) Anlaşmada belirlenen geçerlilik süresi içerisinde Taraf ithal ülkesine sunulmak

Kaydıyla ithalat sırasında tercihli tarifeden yararlanmasa dahi içeriği eşyanın Taraf ülke menşeli olduğunu kanıtlayan bir belgedir.


Gümrük Yönetmeliğinin 38’inci Maddesi kapsamında menşe şahadetnamesi ibraz edilmediği gerekçesiyle vergi ve ceza uygulanmasının Anayasamızın kanunilik ilkesine uygunluğunun? Tartışılması.

 

Konuyu T.C. Anayasası açısından değerlendirdiğimizde;

“MADDE 11- Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.”

MADDE 38- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.”

“MADDE 73- Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.”

“MADDE 124- Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler. “

 

Anayasamızın 11’inci maddesi anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü; 38’inci maddesi cezaların kanunilik; 73’üncü maddesi vergilerin kanunilik ilkesini hükme bağlarken, 124’üncü maddesi Yönetmeliklerin Kanuna aykırı düzenlenemeyeceği ilkesi belirlemiştir.

           

Gümrük Yönetmeliğinin 38’inci maddesinde menşe şahadetnamesini zorunlu kılan durumlar sayılmış olup, mali önlem uygulanan ülke menşeli olmadığına ilişkin menşe belgesi ibraz edilmeyen durumlarda ithal eşyası önlem uygulanan ülke menşeli olmasa dahi ek mali yükümlülük, ilave gümrük vergisi, mali olarak uygulanan ticaret politikası önlemleri uygulanarak Gümrük Kanunu’nun 234/1-(a) bendi hükmüne göre ceza uygulamasının da yolunu açmaktadır. Yönetmeliğin bu maddesinden gümrük idarelerinin bu şekilde bir sonuca bağlayarak önlem uygulanan ülke menşeli olmayan eşyaya mali önlem (ithalat vergileri) ve ceza uygulanmasının kanuni dayanağı sorgulandığında, işin kolayına kaçılarak Gümrük Kanunu’nun 3/9’uncu maddesine atıf yapılarak kanunilik ilkesine uyulduğu gibi bir yaklaşım sergilenmektedir.

 

Gümrük idarelerinin en büyük gerekçesi, GY’nin 38’inci maddesinde önlem uygulanan ülkeler dışında beyan edilen durumlarda menşe şahadetnamesinin zorunlu kılınmasıdır. Yönetmelik maddesi Kanun hükmü gibi değerlendirilip belge ibraz edilmeyen durumlarda mali önlem ve ceza uygulanması suretiyle bir idari düzenleme olan Yönetmelik maddesinin lafzından hareketle vergi ve ceza uygulanmasının yolu açılmaktadır. Oysa Gümrük Knaunu2nun 65^’nci maddesi gümrük idarelerine yapılan beyanın doğruluğunu araştırma, inceleme, bilgi ve belge isteme konusunda sınırsız bir yetki vermiştir. Bu süreç işletilmeden yalnızca belge ibraz edilmediği gerekçesiyle yasal bir dayanak (menşe belgesi ibrazına bağlı olarak bir vergi ve ceza öngören kanuni düzenleme) gösterilmeden yalnızca idari kararlarda sonradan kontrol raporları ilgi tutulmak suretiyle kanuni dayanak olarak gösterilmesinin yasallığının tartışılması gerekmektedir.

 

Bu kapsamda son yıllarda binlerce ek tahakkuk ve ceza kararı çıkarılmış olup, vergi ve ceza muhatapları idari itiraz sürecinde sonuç alamadıklarını bildiklerinden Anayasaya aykırılığın bilinmesine karşın idari yargıda gümrük mevzuatının kendine özgü sistematiği, teknik mevzuatı, yatay ve dikey mevzuatların giriftligi dikkate alındığında bu konuların doğru bir analizini yapabilecek uzman sayısının da azlığı nedeniyle davranışsal olarak uzlaşma yolu seçilmektedir. Yargı sürecinde düşük bir olasılıkta olsa dahi kaybetme maliyetini göze alınamadığından ünlü Nobel ekonomi ödülü sahibi iktisatçı Kehneman’ın “Beklenti Teorisi’ni doğrular nitelikte uzlaşmaya gidilmemesi halinde bugünkü kaybı ile idari yargıda kazanma/kaybetme olasılığını karşılaştırarak “eldeki bir kuşun daldaki üç kuşa tercih edilmesi” misali uzlaşmada belli bir bedel ödenerek cezaların bir kısmını ödeme yükümlülüğünden kurtulmuş olunmaktadır.

 

Gümrük idareleri Anayasanın kanunilik ilkesine aykırı bir şekilde sadece belge ibraz edilmediği gerekçesiyle (ki bu belgeye bağlı olarak Kanuni bir düzenleme ile mali önlem ve ceza öngörülmemiş iken) vergi ve ceza uygulanması sadece Anayasanın vergi ve cezada kanunilik ilkesini ihlal etmekle kalmamaktadır. Aynı zamanda Anayasamızın 2’nci maddesinde vücut bulan hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan yasal düzenlemelerin hem idare hem de muhatapları nezdinde açık, net, öngörülebilir ve uygulanabilir olması ilkesine uyarlı olamadığı düşünülmekte olup, hukukçuların bu açıdan konuyu analiz ederek değerlendirmelerinin biz gümrük müşavirlerinin ve gümrük idarelerinin de görüş ufkunun açılmasına katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.

Atilla ŞAHİN
Gümrük Müşaviri
16.12.2021

Yorumlar
İlk Yorumu Siz Yapın
Yorumunuz
Diğer Köşe Yazıları