4458 sayılı
Gümrük Kanunu’nda gümrük yükümlülüğünü düzenleyen “Dokuzuncu Kısım” da
sırasıyla; Kanunun 181 ila 194’üncü maddeleri, “Gümrük Yükümlülüğünün Doğması”;
195 ila 201’inci maddeleri “Gümrük Vergilerinin Tahakkuku, Tebliği ve
Ödenmesi”; 202 ila 207’nci maddeleri “Teminat”; 208 ve 209’uncu maddeleri Gümrük
Yükümlülüğünün Sona Ermesi”; 210 ila 217’inci maddeleri ise “Vergilerin
Geri Verilmesi veya Kaldırılması” ile ilgili hükümler Kanunun yürürlüğe
girdiği 04.02.2000 tarihinde kanun tekniğine ve sistematiğine uygun olarak
düzenlenmiştir.
4458
sayılı Kanun esas itibariyle 1963 Ankara Anlaşmasının bir sonucu olarak Türkiye
ile Avrupa Birliği (AB) arasında tesis edilen Gümrük Birliği sürecinde, AB
mevzuatına uyum yükümlülüğümüz kapsamında oluşturulmuştur. Gümrük Kanunun
“Vergilerin Geri Verilmesi ve Kaldırılması” ile ilgili hükümlerinden 211, 212
ve 213’üncü maddelerinde yer alan hükümler, bir yandan AB gümrük mevzuatına
uyum yükümlülüklerimiz, diğer yandan Dünya Gümrük Örgütü bünyesinde yapılan
çalışmalar sonucu taraf olduğumuz ” Gümrük
Rejimlerinin Basitleştirilmesi Ve Uyumlaştırılmasına İlişkin Uluslararası
Sözleşme
“ Revize Koyoto
Sözleşmesine Genel Ek, Bölüm 4’te yer alan “Gümrük Vergi ve Resimlerinin Geri
Ödenmesi” başlıklı 4.18 ila 4.22 standart maddelerinde düzenlemeler ile
uyumludur.
Gümrük Kanunu’nun 214’üncü madde
hükmü ise, Türkiye’nin AB’nin tercihli ticaret politikalarına uyum
yükümlülükleri kapsamında bazı ülke veya ülke grupları ile yapmış olduğu
serbest ticaret anlaşmaları kapsamında tercihli tarife uygulanmasını sağlayan
menşe ispat belgelerinin geçerlilik tarihi ve ithalat gümrüğüne sunulma
tarihleri dikkate alınarak belirlenmiştir.
Kanunun 214’üncü maddesi hükmüne
göre; “Gümrük vergileri 211, 212 ve 213’üncü maddelerde belirtilen
haller dışında, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası
anlaşma hükümleri çerçevesinde Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek
hallerde geri verilir veya kaldırılır.
Bu maddede belirlenen geri verme ve
kaldırma işlemleri, gümrük vergilerinin yükümlüye tebliği tarihinden itibaren
bir yıl içinde ilgili gümrük idaresine başvurulması üzerine yapılır.
Ancak,
mücbir sebebin tespiti halinde, bu sürenin aşılmasına Bakanlıkça izin verilir.”
Madde metninde anlaşılacağı
üzere, geri verme ve kaldırma talepleri, gümrük vergilerinin yükümlüye
tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde ilgili gümrük idaresine
başvurulması üzerine yapılır. Sorunda bu bir yıl içerisinde yapılır ifadesinden
kaynaklanmaktadır. Nedenine gelinde ikili veya çok taraflı yapmış olduğumuz
serbest ticaret anlaşmalarında genelde tercihli tarifeden yararlanmayı sağlayan
menşe ispat belgeleri ile Gümrük Birliği kapsamında AB ile yapılan ticarette
kullanılan A.TR dolaşım belgelerinin vize tarihinden itibaren dört ay
içerisinde ithal ülkesi gümrük idaresine sunulmasıdır. Oysa G. Kore ve Birleşik Krallık ile yapılan
serbest ticaret anlaşmaları ve bu anlaşmaların uygulanmasına ilişkin
Yönetmeliklerde ihracat sırasında düzenlenen menşe beyanlarının geçerlilik
süresi on iki ay, ihracat sırasında düzenlenemeyen durumlarda ise, tercihli
tarife uygulanmadan ithal edilen eşya için ithal tarihinden itibaren iki yıl
içerisinde menşe beyanını ilgili gümrük idaresine sunarak vergilerin iadesi
talebinde bulunabileceği hükme bağlanmıştır.
STA kapsamında menşeili
olan eşyanın ithalattan sonra menşe ispat belgesinin
sunulmasının reddinin
tartışılması.
TR-BK STA Kapsamında Eşyanın
Tercihli Menşeinin Tespiti Hakkındaki Yönetmeliğin (25.05.2021/31491 s. R.G.)
22’nci maddesinde; “Tercihli tarifenin sonradan talep edilmesi” başlıklı 22’nci maddesinde;
“MADDE 22 – (1) Türkiye veya İngiltere, kendi yasa ve
yönetmelikleri ile uyumlu olarak, eşyanın ithal edildiğinde menşeli olarak
nitelendirildiği, ancak ithalatçının ithalat esnasında bir menşe beyanının
bulunmadığı hallerde, eşyanın ithalatçısının ithalat tarihinden itibaren en geç
iki yıl içerisinde, eşyanın tercihli tarifeye tabi tutulmaması sonucunda ödenen
vergilerin iade edilmesi için başvuruda bulunmasına imkân tanır.”
Benzeri
hüküm Türkiye-G. Kore STA Yönetmeliğinin 19/5’inci maddesinde yer almaktadır.
“(5) Bir menşe beyanı, ihracatçı tarafından ait olduğu
ürünlerin ihracatı sırasında veya ait olduğu ürünlerin ithalatından itibaren
iki yıl veya ithalatçı Taraf ülkenin mevzuatında belirtilen süre içerisinde
ithalatçı Taraf ülkeye ibrazı koşuluyla, ihracattan sonra hazırlanabilir.”
Yeni nesil STA olarak da
nitelenen serbest ticaret anlaşmalarında tercihli menşe kuralları taraf ülkeler
tarafından esnek bir şekilde uygulanmasını sağlayacak menşe kuralları
belirlenebildiği gibi, eşyanın tercihli menşe statüsünü kanıtlayan ve gümrük
vizesini de içeren menşe ispat belgeleri yerine menşe beyanı gibi fatura beyanı
formatında basitleştirilmiş ticari belgeler üzerinde ihracatçının menşe beyanı
tercihli tarife uygulanmasında geçerli kılınmaktadır. Bu bağlamda menşe
belgesinin ihracat sırasında düzenlenen hallerde bir yıl; ihracattan sonra
düzenlenen hallerde iki yıl içerisinde ithalatçı Taraf ülkeye ibrazında
tercihli tarife uygulanması sağlanmaktadır. Gümrük Kanunu’nun 214’üncü maddesi ise
yeni nesil STA yer alan menşe ispatına ilişkin hükümlerle uyarlı hale getirilmesini
sağlayacak yasal düzenlemeler yapılması zorunluluğu bulunmaktadır.
T.C. Anayasasında vücut bulan
normlar hiyerarşisine göre uluslararası anlaşmalar kanun hükmüne olduğundan,
Anlaşma kurallarında bu konuda özel bir hüküm bulunduğundan ve GK’nun 214’üncü
madde metninde “Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşma hükümleri
çerçevesinde…” ibaresinin bu maddenin esasen Anlaşma hükümlerinin gereklerinin
karşılaması amacıyla kanun koyucu tarafından düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Uygulamada bazı gümrük idarelerince,
Türkiye-G .Kore STA kapsamında gelen ancak ithalat sırasında menşe beyanı
ibrazı yapılamadığından tercihi tarife uygulanmadan ithal edilen eşya için
ticari bir belge üzerine ihracatçı tarafından düzenlenip imzalanan “menşe
beyanı”, GK’nun 214’üncü maddesinde belirtilen bir yıllık süreyi aşarak gümrük
idaresine sunulması gerekçe gösterilerek talebin reddi yönünde karar verildiği,
ayrıca, söz konusu eşya gümrük tarifesi itibariyle 2018/11975 sayılı Karar kapsamında ABD
menşeli ürünlere uygulanan ek mali yükümlük (EMY) kapsamında olduğundan söz konusu menşe beyanı
geçerli bir menşe belgesi olarak kabul edilmeyerek beyan sahibinden menşe
şahadetnamesi istenildiği anlaşılmaktadır.
İthalattan sonra bir yıllık
süreyi aşarak gümrüğe sunulan menşe beyanının Gümrük Yönetmeliğinin 205/4’üncü
maddesi hükmünün uygulaması açısından bir tercihli muameleye tabi olmadığı
gerekçesiyle geri verme talebini reddetmesi yanında kapsadığı eşyanın menşeini
kanıtlayan belge olarak kabul edilemez mi?
Gümrükler Genel Müdürlüğünün
(GGM) benzeri bir konuda İthalat Rejimi Kararımıza göre Genelleştirilmiş
Tercihler Sistemi (GTS) kapsamında faydalanan ülkeler listesinden çıkarılan bir
ülkeden ülkemize ihraç edilen ürün için düzenlenen Form A Menşe Belgesi kapsamı
eşyanın ithalinde tercihli tarifeden yararlanma durumu olmadığını gerekçe
göstererek söz konusu belgenin EMY veya ticaret politikası önlemleri açısından
eşyanın menşeini kanıtlayan bir belge olarak kabul edilemeyeceği ifade
edilmiştir. Gümrük idarelerince de bu yazı içeriği dikkate alınmak suretiyle G.
Kore ile Türkiye arasında tesis edilen STA kapsamında yer alan ve Anlaşma
hükümlerine göre ithalattan sonra iki yıl içerisinde ihracatçı tarafından
düzenlenmiş bir menşe beyanının, tercihli tarifeden yaralanmadığı gerekçe
gösterilerek eşyanın menşeini tevsik
etmesi açısından dahi kabul edilmemesi, Anlaşma hükümlerinin dikkate alınmamış
olması ya da Gümrük Yönetmeliğinin 205/4 üncü maddenin lafzından hareket
edilerek tercihli menşe kuralları ile tercihli olmayan menşe kuralları ayırımı
sağlayan sistematikten uzaklaşılmasından kaynaklandığı değerlendirilmektedir.
Öncelikle GGM nün yazılarında
bahsi geçen Form A belgesi eşliğinde gelen ürün, GTS Rejimimizden faydalanan
ülke menşeli olmadığından hiçbir surette tercihli tarifeden yararlanma durumu
söz konusu değildir. Oysa G. Kore’den ya da Birleşik Krallık ‘tan ithal edilen
ürün;
- Anlaşma kapsamında olmak,
- Anlaşmada belirtilen kuralları sağlamak,
- Anlaşma kapsamında Taraf ülkeden doğrudan nakliyat kullarına
göre gelmek,
- Tercihli tarifeden yararlanmasını sağlayan menşe ispat
belgesinin (menşe beyanı) Anlaşmada belirlenen geçerlilik süresi içerisinde
Taraf ithal ülkesine sunulmak
Kaydıyla ithalat
sırasında tercihli tarifeden yararlanmasa dahi içeriği eşyanın Taraf ülke
menşeli olduğunu kanıtlayan bir belgedir.
Gümrük
Yönetmeliğinin 38’inci Maddesi kapsamında menşe şahadetnamesi ibraz edilmediği
gerekçesiyle vergi ve ceza uygulanmasının Anayasamızın kanunilik ilkesine
uygunluğunun? Tartışılması.
Konuyu
T.C. Anayasası açısından değerlendirdiğimizde;
“MADDE 11- Anayasa
hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer
kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya
aykırı olamaz.”
“MADDE 38- Kimse,
işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı
cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan
cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik
tedbirleri ancak kanunla konulur.”
“MADDE 73- Vergi,
resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya
kaldırılır.”
“MADDE 124-
Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını
ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını
sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.
“
Anayasamızın
11’inci maddesi anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü; 38’inci maddesi
cezaların kanunilik; 73’üncü maddesi vergilerin kanunilik ilkesini hükme
bağlarken, 124’üncü maddesi Yönetmeliklerin Kanuna aykırı düzenlenemeyeceği
ilkesi belirlemiştir.
Gümrük Yönetmeliğinin 38’inci maddesinde menşe
şahadetnamesini zorunlu kılan durumlar sayılmış olup, mali önlem uygulanan ülke
menşeli olmadığına ilişkin menşe belgesi ibraz edilmeyen durumlarda ithal
eşyası önlem uygulanan ülke menşeli olmasa dahi ek mali yükümlülük, ilave
gümrük vergisi, mali olarak uygulanan ticaret politikası önlemleri uygulanarak
Gümrük Kanunu’nun 234/1-(a) bendi hükmüne göre ceza uygulamasının da yolunu
açmaktadır. Yönetmeliğin bu maddesinden gümrük idarelerinin bu şekilde bir
sonuca bağlayarak önlem uygulanan ülke menşeli olmayan eşyaya mali önlem
(ithalat vergileri) ve ceza uygulanmasının kanuni dayanağı sorgulandığında,
işin kolayına kaçılarak Gümrük Kanunu’nun 3/9’uncu maddesine atıf yapılarak
kanunilik ilkesine uyulduğu gibi bir yaklaşım sergilenmektedir.
Gümrük idarelerinin en büyük
gerekçesi, GY’nin 38’inci maddesinde önlem uygulanan ülkeler dışında beyan
edilen durumlarda menşe şahadetnamesinin zorunlu kılınmasıdır. Yönetmelik
maddesi Kanun hükmü gibi değerlendirilip belge ibraz edilmeyen durumlarda mali
önlem ve ceza uygulanması suretiyle bir idari düzenleme olan Yönetmelik
maddesinin lafzından hareketle vergi ve ceza uygulanmasının yolu açılmaktadır.
Oysa Gümrük Knaunu2nun 65^’nci maddesi gümrük idarelerine yapılan beyanın
doğruluğunu araştırma, inceleme, bilgi ve belge isteme konusunda sınırsız bir
yetki vermiştir. Bu süreç işletilmeden yalnızca belge ibraz edilmediği
gerekçesiyle yasal bir dayanak (menşe belgesi ibrazına bağlı olarak bir vergi
ve ceza öngören kanuni düzenleme) gösterilmeden yalnızca idari kararlarda
sonradan kontrol raporları ilgi tutulmak suretiyle kanuni dayanak olarak
gösterilmesinin yasallığının tartışılması gerekmektedir.
Bu kapsamda son yıllarda binlerce ek tahakkuk ve ceza
kararı çıkarılmış olup, vergi ve ceza muhatapları idari itiraz sürecinde sonuç
alamadıklarını bildiklerinden Anayasaya aykırılığın bilinmesine karşın idari
yargıda gümrük mevzuatının kendine özgü sistematiği, teknik mevzuatı, yatay ve
dikey mevzuatların giriftligi dikkate alındığında bu konuların doğru bir
analizini yapabilecek uzman sayısının da azlığı nedeniyle davranışsal olarak
uzlaşma yolu seçilmektedir. Yargı sürecinde düşük bir olasılıkta olsa dahi
kaybetme maliyetini göze alınamadığından ünlü Nobel ekonomi ödülü sahibi iktisatçı
Kehneman’ın “Beklenti Teorisi’ni doğrular nitelikte uzlaşmaya gidilmemesi
halinde bugünkü kaybı ile idari yargıda kazanma/kaybetme olasılığını
karşılaştırarak “eldeki bir kuşun daldaki üç kuşa tercih edilmesi” misali
uzlaşmada belli bir bedel ödenerek cezaların bir kısmını ödeme yükümlülüğünden
kurtulmuş olunmaktadır.
Gümrük idareleri Anayasanın kanunilik ilkesine aykırı bir
şekilde sadece belge ibraz edilmediği gerekçesiyle (ki bu belgeye bağlı olarak
Kanuni bir düzenleme ile mali önlem ve ceza öngörülmemiş iken) vergi ve ceza
uygulanması sadece Anayasanın vergi ve cezada kanunilik ilkesini ihlal etmekle
kalmamaktadır. Aynı zamanda Anayasamızın 2’nci maddesinde vücut bulan hukuk
devleti ilkesinin bir gereği olan yasal düzenlemelerin hem idare hem de
muhatapları nezdinde açık, net, öngörülebilir ve uygulanabilir olması ilkesine
uyarlı olamadığı düşünülmekte olup, hukukçuların bu açıdan konuyu analiz ederek
değerlendirmelerinin biz gümrük müşavirlerinin ve gümrük idarelerinin de görüş
ufkunun açılmasına katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.
Atilla ŞAHİN
Gümrük Müşaviri
16.12.2021