2018/11799 ve 2018/11973 sayılı Karar
hükümlerine göre uygulanan ek mali yükümlülüğün tahakkuku, tahsili, takibi,
noksan alınması veya hiç alınmaması hallerinde uygulanacak işlemlerin Gümrük
Kanunu’nun 3/9-a bendi hükmünde yer alan ithalat vergileri tanımından hareketle
Gümrük Kanunu’nun gümrük vergilerine ilişkin usul ve esasları dahilinde
yapıldığı bilinmektedir.
Gümrük
Kanunu’nun 167.inci maddesi ile uluslararası anlaşmalar kapsamında yapılan
ithalatlarda uygulanan muafiyetlerin 2018/11799 ve 2018/11973 sayılı Kararlar
kapsamında uygulanan ek mali yükümlülükleri kapsayıp kapsamadığı hususunda
uygulamada yaşanan tereddütlerin giderilmesine yönelik Gümrükler Genel
Müdürlüğü’nün 14.05.2019 tarih ve 44160769 sayılı yazılarının sonuç bölümünde, “Ancak,
ilgili mevzuat hükümlerinde gümrük vergisi ile ithalde alınan diğer vergi ve
resimlerden ya da gümrük vergilerinden muafiyet tanındığı belirtilmiş ise, bu
kapsamda yapılan ithalat işlemleri ek mali yükümlülükten de muaf olacaktır”
görüşü, gümrük idarelerinin tüm uygulamalarında esas aldıkları Gümrük
Kanunu’nun “gümrük vergileri” tanımından hareketle yapılan tüm ikincil
düzenlemeler ve idari kararları teyit eder mahiyette bir talimatı içermektedir.
Bununla
birlikte Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün 27.09.2021 tarih ve 67504823 sayılı
yazılarında, İthalat Genel Müdürlüğünün konuyla ilgili yazılı görüşünde
belirtilen 2018/11799 ve 2018/11973 sayılı Kararlarda 93/4002 sayılı Kararın
uygulanmasına matuf herhangi bir atfa yer verilmediği gerekçe gösterilerek söz
konusu Karardaki muafiyet hükmü dikkate alınmadan ek mali yükümlülük
uygulanacağı belirtilmektedir.
93/4002
sayılı Bakanlar Kurulu Kararında Türkiye’de üretilen tıbbi müstahzarların
terkibinde bulunan ilaç ham veya yardımcı maddelerinin ithalinde gümrük
vergisi, ithalde alınan diğer vergiler ile toplu konut fonundan muafiyet
öngörülmüştür
Aynı
konuda Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün iki farklı talimatı bulunmaktadır. Her iki
talimat yazısı da yürürlükte olduğundan gümrük idarelerinin uygulamada ne
şekilde hareket edeceklerini tahmin etmek zor olmasa gerek. Bugüne kadarki
yaklaşımlar dikkate alındığında, idarelerin derhal harekete geçerek,
evvelemirde 93/4002 sayılı Karar kapsamında EMY tahsil edilmeyen beyannameleri
tarayıp ek tahakkuk düzenleyecekleri, üstelik bir de Gümrük Kanunu’nun 234/1-a
bendi hükmüne göre cezai işlem tesis edecekleri beklenilmektedir.
Böyle
bir uygulamanın kanuni ve hukuki dayanağı var mıdır?
Bakanlığın bu iki zıt görüşünün hukuki
sonuçlarını analiz etmedikleri değerlendirilmektedir. Bakanlık bu görüşlerinin
yasal ve geçerli olduğu savunuyorsa bu durumda 2018/11799 ve 2018/11973 sayılı
Kararlarda;
-
Gümrük
Kanunu’nun 167.inci maddesi kapsamında öngörülen muafiyetler hükmü,
-
6491
sayılı Türk Petrol Kanunu’nun 13/4.üncü maddesinde belirtilen “gümrük ve diğer
ithalde alınan vergilerden istisna” hükmü,
- 2581
sayılı Deniz Ticaret Filosunun Geliştirilmesi ve Gemi İnşa Faaliyetlerinin
Teşviki Hakkındaki Kanunun 1.inci maddesinde sayılan “gümrük vergisi ve ithalde
alınan diğer vergi ve resimlerden muaftır” hükmü,
-
6095
ve 6375 sayılı Kanunlar kapsamında uygulanan NATO muafiyetleri hükmü gibi,
Benzeri
şekilde gümrük vergisi ve ithalde alınan diğer vergi ve resimlerden muafiyet
içeren Kanunlar kapsamında ithalata konu olan eşyaların ithaline ilişkin olarak
2018/11799 ve 2018/11973 sayılı Kararlarda bu Kanunlara matuf bir açıklama
bulunmadığından, gümrük idarelerince geriye doğru tarama yapılarak ek tahakkuk
ve ceza kararı düzenlenebilir mi?
Bakanlık bu görüşünün kanuni ve
hukuki olduğunu düşünüyorsa tüm muafiyet kanunları hükümlerine göre yapılan
ithalatlar için harekete geçmesi beklenir. Ancak böyle bir uygulama yapabilir mi?
Kanımca bunu yapamayacaklar ve hukuki süreç işletildiğinde bu kararlarından
dönecekleri değerlendirilmektedir. Şöyle ki;
Bilindiği üzere T.C. Anayasası’nın
73.üncü Maddesi;
“Vergi,
resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya
kaldırılır.
Vergi,
resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve
indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve
aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına* verilebilir.”
Hükmü
açık olup, vergi, resim, harç ve benzeri yükümlülüklerle ilgili muaflık ve
istisna hükümlerini ilgili kanunlarında belirtilen hükümler çerçevesinde
düzenleme yetkisi 21 Temmuz 2017 tarihinden önce Bakanlar Kuruluna, bu tarihten
sonra Cumhurbaşkanına verilmiştir.
İthalat Genel Müdürlüğü’nün bir
görüşüne dayanarak Gümrükler Genel Müdürlüğünce Anayasanın 73.üncü Maddesine
istinaden Bakanlar Kurulu Kararı hükümleri ya da doğrudan ilgili kanunların
muafiyet sağlayan hükümleri dikkate alınmayarak muafiyet tanınan ithalat
vergileri için muafiyet hükmünü ortadan kaldıracak bir idari düzenlemenin
hiçbir yasal dayanağı bulunmadığını söylemek için hukukçu olmaya gerek olmadığı
değerlendirilmektedir.
Diğer
yandan Gümrük Kanunu’nun değişik 231/5.inci maddesi hükmünde “Gümrük
İdaresi tarafından yükümlüye yazı ile yanlış izahat verilmiş olması halinde bu
Kısım hükümlerine göre idari para cezası ve faiz uygulanmaz.”
Hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden hareketle Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün 14.05.2019
tarihli yazıları ile verilen izahata istinaden idari para cezası ve faiz uygulamayacakları
beklenilmektedir. Esasen ek tahakkuk düzenlemeleri de yukarıda ifade edilen
gerekçelerle hukuki ve kanuni olmayacağı değerlendirilmektedir.
Kanun
ve mevzuatta açık olan hükümlerinin ihlaline yol açan beyanlar nasıl ki idare
açısından bir risk değerlendirmesini gerektiriyorsa, idarelerin kamu gücünü
kullanarak yoruma dayalı hukuka aykırı uygulamaları da yatırımcılar açısından
bir risk ve belirsizlik oluşturmaktadır. Yasal düzenlemelerin Anayasamızın
öngördüğü hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesi ile normalar hiyerarşisine uygun
olarak muhatapları nezdinde açık, net, anlaşılabilir ve uygulanabilir olması
kamu gücünü kullananların görevlerinden birini oluşturmaktadır. Keza kanun ve
mevzuat hükümlerinin doğru uygulanmasını saptıracak ve kanunda tanımlanan ceza
koyan fiillerin ihlalinde idari yaptırımlar uygulanması da hukuk devletinin
gereğidir. Ancak kaynağını kanunlardan almayan ve yalnızca idari düzenlemelere
dayalı olarak ceza uygulaması Anayasa ihlali niteliğinde değerlendirilmesi
gerekir.
Ayrıca
dış ticaretin en önemli uygulayıcı birimi olan ve yüz yıldan fazla bir teşkilat
yapısına sahip olan Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün, sağlam ve köklü kurumsal
hafızasını koruyarak hukuki olmayan görüşleri elemine etme iradesini
göstermesini o teşkilatın eski bir mensubu olarak beklediğimi ifade etmek
isterim.
Saygılarımla
Atilla ŞAHİN
Gümrük
Müşaviri
* 21/1/2017 tarihli ve
6771 sayılı Kanunun 16.ıncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kuruluna”
ibaresi “Cumhurbaşkanına” şeklinde değiştirilmiştir.