Yüz yılı aşkın bir geçmişi olan gümrük müşavirliği mesleği, mesleki örgütlenmeleri yönünden ciddi hukuki sorunlar yaşamaktadır. Bu sorunların temel kaynağını Gümrük Kanunu’nun Geçici 6.ıncı maddesinde, mülga 1615 sayılı Gümrük Kanunu hükümlerine göre kurulan ve tüzükleri Bakanlıkça onaylanan Gümrük Komisyoncuları Derneklerinin, çıkarılacak bir kanunla kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu şeklinde örgütleninceye kadar faaliyetlerine devam edeceğinin hükme bağlanmasına ve aradan yirmi yıl geçmesine rağmen halen bir meslek kanununun çıkarılmamış olmasından kaynaklanmaktadır.
Konunun daha iyi analiz edilmesi bakımından gümrük müşavirliği mesleğinin tarihçesine kısa bir yolculuk yaparsak;
1909 yılına kadar gümrük vergisine tabi eşyalar gümrüğe sunuluyor ve muayene kurulunca tespitleri yapılıp kayıt altına alınarak vergileri hesaplanıp tahsil ediliyordu. 1909 yılında çıkarılan bir nizamname ile beyanname esasına geçildiğini görüyoruz. Beyanname sistemine geçilince beyanların doğru yapılması açısından gümrük komisyonculuğuna ihtiyaç hasıl olmuştur. 1914 yılında kapitülasyonların kaldırılmasıyla birlikte yeni bir gümrük mevzuatı oluşturulmuş ve çıkarılan kanun ve nizamname ile gümrük vergileri artırılmış ve bunu takiben yeni bir tarife cetveli hazırlanmıştır. 1916 yılında yeni tarife cetvelinin yürürlüğe girmesiyle artık yeni bir Gümrük Kanunu hazırlanması ihtiyacı doğmuş ve 1918 yılında Gümrük Kanunu kabul edilmiştir. Bu kanun ile gümrük işlemlerini takibinin yeni esaslara göre yapılması ve beyanın yazılı olarak yapılması öngörüldüğünden, iş takibinin yetkili kişilerce yapılmasının sağlanması amacıyla 1927 yılında 1093 sayılı Gümrük Komisyoncuları Kanunu çıkarılmak suretiyle ruhsatname ve kefalet sistemine dayalı bir iş takibi sistemi oluşturulmuştur.
1093 sayılı Kanunun 5.inci maddesinde gümrük komisyoncularının komisyonculuktan başka bir ticaretle meşgul olmayacakları; 6.ıncı maddesinde gümrük komisyoncularının belirli miktarda bir kefaletname vermeleri gerektiği; 7.inci maddesinde ise, Gümrükler Genel Müdürlüğünce belirtilen şekilde defter tutmaya ve takip ettikleri işlemleri deftere kaydetmeye mecbur oldukları hususları hükme bağlanmıştır.
1929 Dünya ekonomik buhranı ve takiben ikinci dünya savaşı sonucu harap olmuş ülke ekonomilerinin ve daralmış ticaretin önünü açmak için 1948 yılında Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT)kabul edilmiştir. Dünya ticaretindeki bu gelişmelere paralel olarak 1949 yılında 5383 sayılı Gümrük Kanunu kabul edilerek, 1093 sayılı Gümrük Komisyoncuları Kanunu kaldırılmış, ancak gümrük komisyoncularına ilişkin usul ve esaslar yeni Kanunun 133 ila 142.inci maddeleri ile yeniden düzenlenmiştir.
1950 ve 1960 yıllarında uluslararası ticaretin nicelik ve nitelik olarak artarak genişlemesi, 1963 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğuna tam üyelik sürecini başlatan Ankara Anlaşmasının yapılmış olması, ekonomik ve ticari gereklilikler nedeniyle, önce Türk Ticaret Kanunu, takiben 1972 yılında 1615 sayılı Gümrük Kanunu kabul edilmiş ve 01.02.1973 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Gümrük Komisyoncularına ait kurallar ise 1615 sayılı Gümrük Kanunu’nun 166 ila 173.üncü maddeleri ile düzenlenmiştir.
1996 yılında Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği oluşturulması süreciyle birlikte imzaladığı ikili ve çok taraflı ticaret anlaşmaları ve bu anlaşmalar sonucu iç hukukunda yaptığı yeni düzenlemeler sonucu gümrük mevzuatı ve uygulamalarında da önemli değişikliklere yol açmıştır. 1999 yılında AB gümrük koduna uygun 4458 sayılı Gümrük Kanunu kabul edilmiş ve 04.02.2000 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Gümrük Kanunu ile Gümrük Müşavirlerine Verilen Yetki ve Sorumluluklar
4458 sayılı Gümrük Kanunu ile eşya sahiplerini dolaylı temsil yoluyla temsil etmek suretiyle gümrük idarelerinde iş takibini sağlamak amacıyla en az lisans düzeyinde belirli fakültelerden mezun olan, yeterli bilgi ve beceri düzeyine sahip ve gerekli koşulları taşıyanlar arasında gümrük müşavirliği ünvanı altında bir meslek grubu ihdas edilmek suretiyle etkin bir gümrük denetiminin sağlanması amaçlanmıştır.
Yasal bir düzenleme ile gümrük müşavirlerine eşyanın gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulmasına ilişkin her türlü gümrük işlemlerini, gümrük idareleri ve diğer kurumlar nezdinde dolaylı temsil yoluyla takip edip sonuçlandırma yetkisi verilmiş ve aynı zamanda imzaladıkları beyanname ile ilgili cezai hükümlerin uygulanması açısından beyannamede belirtilen bilgiler ile beyannameye ekli belgelerin doğruluğundan ve ilgili rejimin gerektirdiği bütün yükümlülüklere uyulmasından sorumlu kılınmıştır.
Gümrük müşaviri olabilmenin koşulları Gümrük Kanunu ile belirlenmiş olup, bu koşullara haiz olanlar belirli bir eğitim ve staj sürecini tamamlayarak yapılan mesleki yeterlilik sınavında başarılı olanlardan, Bakanlıkça verilen izin belgesi kapsamında bu unvan adı altında gümrük işlemleri takibi yapabilmeleri nedeniyle meslek mensubu statüsünü kazanabilmektedir
Bu hükümlerden hareketle gümrük müşavirlerini, gümrük işlemine konu eşyanın işlemlerini gerek gümrük idareleri nezdinde gerek se ilgili tüm kurumlar nezdinde takip edip sonuçlandıran ve bu konuda mesleki ehliyet ve yeterliliğe sahip meslek mensupları olarak tanımlayabiliriz.
Diğer yandan 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun Geçici 6.ıncı maddesinde, gümrük müşavirlerinin, görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işledikleri suçlar nedeniyle fiillerinin niteliğine göre Türk Ceza Kanununun Devlet memurlarına ait hükümleri uyarınca cezalandırılacağı hüküm altına alınmış olup, bu hüküm ile Kanunla tayin edilmiş işlerin kamu yararı esas alınmak suretiyle faaliyetlerine izin verilen meslek mensubu kişilerce yapılması öngörülmüştür.
Görüleceği üzere, yasal bir düzenleme ile oluşturulan bir meslek grubu olan gümrük müşavirleri, sürekli gelişim isteyen, birçok mesleğin konularını içerdiği için geniş bilgi birikimi gerektiren, yetiştirilen eleman sayısı dikkate alındığında bir okul hüviyetinde olan ve kanunla tayin edilen işleri yapma yetki ve sorumluluğu verilmiş farklı bir meslek dalıdır. Yetki, görev ve sorumlulukları dikkate alındığında gümrük müşavirinin misyon ve vizyon sahibi olması hedeflenmiştir.
Gümrük Müşavirleri Derneklerinin Yasal Dayanakları
Mülga 1615 sayılı Gümrük Kanununun 166.ıncı maddesinde; “En az yirmi gümrük komisyoncusu bulunan mahallerde tüzükleri Gümrük ve Tekel Bakanlığınca tasdik edilmek suretiyle, bütün komisyoncuların üye olacakları bir (Gümrük Komisyoncular Derneği) kurulur. Bu derneklere komisyoncu yardımcıları da kaydolunur.”
Hükmü yer almakta idi. Ancak 4458 sayılı Kanunla 1615 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmakla birlikte mülga Kanunun bu hükmü 4458 sayılı Kanunun Geçici 6.ıncı maddesi ile muhafaza edilmiştir.
4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun Geçici 6.ıncı maddesinde gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcılarının çıkarılacak bir kanunla kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu şeklinde örgütlenmesi öngörülmüştür. Çıkarılacak bir Kanun ile kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütü kurulana kadar ise, mülga 1615 sayılı Gümrük Kanununun 166.ıncı maddesi hükmüne göre kurulmuş ve tüzükleri Bakanlıkça onaylanmış olan Gümrük Komisyoncu Derneklerinin zımnen birer meslek örgütü olarak faaliyetlerine devam etmeleri hükme bağlanmıştır.
Nitekim gümrük müşavirleri derneklerinin mesleki bir örgüt statüsünde olduğunu Gümrük Kanununun Geçici 6.ıncı maddesinin 10.uncu fıkrası ile teyit edilmektedir. Geçici 6/10.uncu madde hükmü ile gümrük müşavirlerinin yapacağı iş ve işlemler karşılığı alacakları asgari ücretleri gösteren ve takvim yılı bazındaki Asgari Ücret Tarifesi gümrük müşavirleri derneklerince belirleneceği ve Bakanlıkça onaylandıktan sonra uygulamaya konulacağının hükme bağlanmış olması, Kanun koyucu tarafından gümrük müşavirleri derneklerinin mesleki bir örgüt olduğunu teyit etmektedir.
Gümrük Kanununun Geçici 6/1.inci maddesi hükmüne uygun olarak gümrük müşavirlerinin öncelikli olarak mesleki statülerine uygun kamu kurumu niteliğinde bir meslek örgütüne kavuşturulmaları gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Halihazırda gümrük müşaviri meslek mensuplarının kamu hizmeti niteliğindeki meslek faaliyetlerini Dernek statüsü altında devam ettirmeleri, “tarafsızlık” ve “bağımsızlık” prensiplerini zedeleyen fiil ve hukuki durumların ortaya çıkmasına yol açmaktadır.
Gümrük müşavirlerinin görevlerini mesleğin onur ve vakarına uygun olarak tarafsızlık ve bağımsızlık prensiplerine uygun yapılmasını sağlamak için de gümrük müşavirliği meslek kanunu çıkarılıncaya kadar mesleki faaliyetleriyle ilgili olarak disiplin suçları ve verilecek cezalara ilişkin hükümler Gümrük Kanununun Geçici 6.ıncı maddesinin 2 ila 9.uncu fıkraları ile belirlenmiştir.
Diğer yandan gümrük müşavirlerinin yükümlülüklerini düzenleyen Gümrük Yönetmeliğinin 563.üncü maddesi hükümlerine göre, gümrük müşavirleri; şahıslarına ve şirketlerine ait ibrazı zorunlu bilgi ve belgeleri bağlı bulundukları derneklere bildirim yükümlülüğü getirmiştir. Aynı Yönetmeliğin 564.üncü maddesi hükmü gereği gümrük müşavirleri tebligat adreslerini ve çalışma yerlerini bağlı bulunduğu Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü yanında bağlı bulunduğu derneklere de bildirim yükümlülüğüne tabi tutulmuştur. Yine gümrük müşavirliği/gümrük müşavir yardımcılığı izin belgesinin verilmesi başvurusu, değiştirilmesi gibi işlemlerin dernekler kanalıyla yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Yukarıdaki hükümleri birlikte değerlendirdiğimizde 4458 sayılı Gümrük Kanununun Geçici 6/1.inci maddesi kapsamında faaliyette bulunan derneklerin isimleri “dernek” olarak geçse de uygulamada kamusal bir hizmet ifa eden mesleki örgüt hüviyetinde oldukları söylenebilir.
Konunun Anayasa, Medeni Kanun ve Dernekler Kanunu açısından değerlendirilmesi
T.C. Anayasasının “Dernek kurma hürriyeti” başlıklı 33.üncü maddesi:
“Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir. Hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamaz. Dernek kurma hürriyeti ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir. Dernek kurma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.”
Anayasanın 33.üncü maddesine uygun olarak dernek kurma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller, 8/12/2001 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 56 ila 100.üncü maddeleri ile belirlenmiştir.
4721 sayılı Kanunun “Saklı hükümler” başlıklı 100.üncü maddesinde; “Madde 100- Kamuya yararlı dernekler ve özel kanunlarla kurulan dernekler hakkındaki özel hükümler saklıdır.”
Türk Medeni Kanununun 56.ıncı maddesinde dernekler, “Dernekler, gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarıdır.” Şeklinde tanımlanmıştır. Aynı tanım, 23.11.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5253 sayılı Dernekler Kanununun 2.inci maddesindeki dernek tanımı aynı şekilde ifade edilmiştir.
Gerek Türk Medeni Kanununda gerek se Dernekler Kanunundaki dernek tanımından hareket edilerek kurulan derneklerde temel iki kural benimsenmiştir. Birincisi kazanç paylaşımı olmayacak; ikinci koşul ise ortak bir amacı gerçekleştirmek.
Madde metninden de anlaşılacağı üzere Kanun Koyucu, kazanç sağlama dışında ortak bir amacı gerçekleştirme iradesine sahip gönüllü kişilerin bir araya gelerek oluşturacakları tüzel kişilikleri dernek olarak tanımlamıştır.
Mülga 1615 sayılı Kanun hükümlerine göre kurulan ve 4458 sayılı Gümrük Kanununun Geçici 6/1.inci maddesi hükmüne istinaden faaliyetlerine devam eden Gümrük Müşavirleri Dernekleri, ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere dernek kurma hürriyeti çerçevesinde gönüllü olarak bir araya gelen gümrük müşavirleri tarafından kurulan dernekler değildir. Söz konusu dernekler özel bir kanun olan Gümrük Kanunu hükümlerine göre meslek mensuplarınca bağlı bulundukları Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü çalışma alanı itibariyle kurulması öngörülen ve yalnızca meslek mensuplarının üye olabileceği meslek örgütü olup, aynı zamanda 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 100.üncü maddesinde tanımlandığı üzere özel kanunla kurulmuştur.
Sonuç ve Genel Değerlendirme
Doksan üç yıl önce 1927 tarihinde çıkarılan bir Kanunla, Gümrük Kanununda tanımlanan gümrük işlemlerini yapacak meslek mensuplarının görev, yetki ve sorumluluklarını belirleyen Gümrük Komisyoncuları Kanunu çıkarılmak suretiyle bir meslek mensubu ihdas edilmiş olup, sonraki dönemlerde çıkarılan gümrük kanunları ile de bu meslek mensuplarının görev, yetki ve sorumlulukları aynı şekilde devam etmiş ve mülga 1615 sayılı Kanun ile meslek mensuplarının mesleki örgütlerine ilişkin hükümler konulmak suretiyle Dernek statüsü altında örgütlenmeleri öngörülmüş iken günümüzde dünya ticareti arz zincirinin en önemli halkalarından birini oluşturan gümrük işlemleri sürecini gerçekleştiren gümrük müşavirleri meslek mensuplarının meslek kanunlarının çıkarılmamış olması büyük bir eksiklik olarak karşımıza çıkmaktadır.
Gümrük müşavirliği mesleğinin Gümrük Kanunununda tanımlanan yetki ve sorumluluklar bağlamında müteşebbisler açısından onların risklerini minimize eden bir danışmanlık, gümrükler ve hazine açısından da bir kefalet müessesesi olduğu gerçeğini hiç bir zaman unutmamalı ve bunun gereğine göre hareket etmeleri gümrük müşavirleri açısından ne kadar önemliyse, aynı şekilde ülkemiz açısından tarife önlemlerinin ve tarife dışı önlemlerin bu kadar yoğun ve karmaşık uygulandığı, ayrıca mevzuatın bu kadar karmaşık, girift ve değişken olduğu bir süreçte meslek mensuplarının görev, yetki ve sorumluluklarını belirleyen, meslek mensuplarının kamusal alanda yaptıkları iş ve işlemlerinin kanun, karar, yönetmelik gibi mevzuat hükümlerine uygunluk açısından kontrol süreçlerini belirleyen; mesleki eğitim, disiplin kuralları ve etik kuralları belirleyen kısaca mesleği her yönden denetim ve kontrole tabi tutarak disipline eden bir meslek kanununa acil olarak ihtiyaç bulunduğunu ve bunun ülke çıkarları açısından öneminin devlet yönetimi tarafından bilinmesi önem arz etmektedir.
Mülga 1615 sayılı Gümrük Kanunu hükümlerine göre kurulan İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin ve Bursa Gümrük Müşavirleri Derneklerinin tüzükleri kuruldukları dönemde Bakanlıkça onaylanmış olup, bu derneklerin dernek olarak faaliyetlerinin meslek kanunu çıkıncaya kadar devam edeceğine ilişkin 4458 sayılı Gümrük Kanununun Geçici 6.ıncı maddesi yürürlüktedir.
Bu tanımdan hareketle de mülga 1615 sayılı Kanun ile kurulması öngörülen gümrük komisyoncu dernekleri gönüllük esasına göre dernek kurma hürriyeti çerçevesinde kurulan derneklerden ziyade, meslek mensuplarına kurulması emredilen ve meslek mensuplarının üye olmaları koşulu bulunan bir meslek örgütü olarak öngörülmüştür. Nitekim 1980 askeri cunta tarafından yapılan darbe sonrası tüm dernekler kapatışmış, ancak gümrük komisyoncuları derneklerinin mesleki örgüt olma niteliği dikkate alındığından kapatılmamıştır.
4458 sayılı Gümrük Kanunu yürürlüğe gireli yirmi yılı aşmasına karşın, Geçici 6.ıncı maddesi ile gümrük müşavirleri için öngörülen kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşuna ilişkin bir kanuni düzeleme yapılmamış olması, bugün gümrük müşavirleri derneklerinin hukuki statüsünü tartışmalı hale getirmiştir. Konuyla ilgili 2006 yılında Ankara’da, Ankara Gümrük Müşavirleri Derneği ve Bakanlık temsilcilerinin de katılımı ile İçişleri Bakanlığı Dernekler Masası ile toplantılar yapıldığını ve meslek kanunu çıkana kadar mevcut gümrük müşavirleri derneklerinin statülerinin devamı konusunda mutabakat sağlandığını hatırlıyorum.
Kamuoyunda Mersin Gümrük Müşavirleri Derneğinin Dernekler Kanununa göre tüzüğünü değiştirdiği ve sadece bu derneğin yasal statüde olduğu, diğer derneklerin yasal statüde olmadıklarına ilişkin ciddi bir bilgi kirliliği oluşturduğunu üzülerek izlemekteyim. Bilgiden yoksun bu tür haberler yalnızca meleğimize zarar vereceğini düşünüyorum. Mersin Gümrük Müşavirleri Derneğinin Dernekler Masasına kaydolmasının gerekçesi ise, dernek binasının tapu sicil kaydı için ödeyecekleri tapu harcı ve vergiden dolayı muafiyet yazısı alabilmek için zorunlu olarak tüzüklerini değiştirip Dernekler Masasına kayıt yaptırdıklarını biliyorum. Bu konuda Mersin Derneğinin gerekli açıklamayı yapacağını ümit ediyorum. Aksi durumda mesleğimiz zaten sıkıntılı bir dönemden geçmekte olup, bir de derneklerin mevcut yapılarını yasal olmadığını söyleyerek gündeme taşımak tüm meslek mensuplarına zarar vereceğini değerlendirmekteyim. Meslek mensuplarının dernek yönetimine ilişkin yapıcı eleştiri haklarını sonuna kadar kullanmaları taraftarıyım, ancak yönetimleri eleştirme bahane edilerek meslek örgütlerimizin ve mesleğimizin yara almasına meydan verilmemesinin daha önemli olduğu görüşündeyim.
Gerek kamudaki edindiğim bilgi ve tecrübeler, gerek uzun yıllar gümrük müşaviri olarak mesleki faaliyetlerim, gerek se gümrük müşavirleri derneği başkanlığı görevinde deneyimim nedeniyle mevcut beş derneğin yukarıdaki açıklamalar ışığında konuyu hukuki platformda masaya yatırıp tüm boyutları ile analiz etmelerini öneriyorum. Bu konuda deneyimli hukukçuların ve meslek mensuplarının görüşlerinin alınması ve tüm taraflarca tartışılmasını sağlamak üzere bir çalıştay düzenlenmesinin faydalı olacağını değerlendirmekteyim. Gerçekten hukuki olarak Denekler Kanunu çerçevesinde bir tüzük değişikliği yapılması sonucu çıkarsa ve bu kapsamda yeniden yapılanma yoluna gidilirse, kanımca meslek mensupları bir çok ilde yeni dernekler kurma yoluna başvurur ve mevcut derneklerin veya kurulacak derneklerin Bakanlık nezdinde hatta meslek mensupları nezdinde fazla bir kıymeti harbiyesinin kalmayacağını düşünmekteyim. Ayrıca, mevcut dernek yönetimlerinin veya yönetime aday olacak meslek mensuplarının kişisel çıkar, kaygı veya egolardan uzak, mesleğin çıtasının yükseltilmesi, haksız rekabete meydan verilmeden mesleğin onur ve vakarına uygun bir vizyon sergilemeleri hususunda daha fazla gayret göstermeleri, bunu sağlamak için de grup çıkarı gözetilmeksizin mesleki bilgi ve deneyime sahip meslek mensuplarının yönetimlerde temsilinde daha fazla yer verilmesini naçizane önermekteyim.
23.08.2020
Atilla ŞAHİN
Gümrük Müşaviri
ANKARA