Ticaretin Kolaylaştırılması Koordinasyon Komitesi’nin Gümrük ve Dış Ticaret Çalışma Grubunun 9 no.lu Eylem Maddesinin konusunu “Bağlayıcı Kıymet Bilgisi” oluşturmaktadır.
Bilindiği üzere uluslararası mal ticaretinde tarife önlemleri ve tarife dışı önlemlerin uygulanabilmesi için üç temel teknik ve hukuki konu bulunmaktadır. Tarife kuralları, menşe kuralları ve kıymet kuralları. Her üç konuya ilişkin kurallar uluslararası anlaşmalar ile belirlenmiştir. Anlaşma hükümleri 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nda vücut bulmuştur.
Bağlayıcı tarife ve bağlayıcı menşe bilgisine ilişkin yasal düzenleme Gümrük Kanunu’nun 9’uncu Maddesi ve ikincil düzenlemeler ile belirlenmiş olup, bağlayıcı kıymet bilgisine ilişkin gümrük mevzuatında bir hüküm bulunmamaktadır. Bununla birlikte Gümrük Kanunu’nun 8’inci Maddesi uyarınca, “kişilerin gümrük idarelerinden gümrük mevzuatının uygulanması hakkında bilgi talep edebileceği” düzenlenmiş olmakla birlikte bu hükme istinaden bağlayıcı kıymet bilgisi verilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bunun gerçekleşmesi için öncelikle kaynağını DTÖ Kıymet Sözleşmesinden alan bir çalışmanın Dünya Gümrük Örgütünce yapılarak gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiği değerlendirilmektedir.
ABD, Kanada, Japonya ve G. Kore gibi bazı ülkelerde belirli amaçlarla bazı ürün veya ürün gurupları için bağlayıcı kıymet bilgisi (BKB) verilmekte olduğu bilinmektedir. Bu ülkelerdeki iyi uygulama örneklerinin hangi kriterler ve hangi metodolojiye dayalı olarak uyguladığının doğru bir analizi yapılmadan ve o ülkelerde bu kıymet verilerinin hangi amaçlarla kullanıldığı, ülkemizde uygulanma koşulları ve kapsamı belirlenmeden BKB uygulanmasının beraberinde dış ticaret erbabı için ciddi riskler oluşturma olasılığı bulunmaktadır.
Ülkemizde kıymet kuralları Cenevre kıymet kodu olarak bilinen DTÖ Kıymet Sözleşmesi kurallarına paralel olarak düzenlenmiş olmakla birlikte, bu kuralların uygulamaya konulduğu 1993 yılında önce uygulanan ve gümrüklerin hafızasında köklü yer edinmiş Brüksel kıymet koduna dayalı emsal kıymet uygulamaları halen referans kıymet uygulamaları ile devam etmektedir. Referans kıymet uygulamalarının yaşandığı bir ülkede bir eşya için verilecek bağlayıcı kıymet bilgisi, tüm idarelerce referans olarak kabul edilerek emsal kıymet uygulamalarının yaygınlaşmasına yol açacağı kaygısını taşımaktayız.
İthal eşyasının kıymeti GATT’ın VII’inci Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Anlaşma ile keyfi ve fiktif gümrük kıymeti uygulanmasını önlemek ve uyumlaştırılmış kıymet normları belirlemek amacıyla eşyanın gümrük kıymetini “ticari işlem kıymeti” diğer bir deyimle satış bedeli olarak tanımlanmıştır. Ticari işlem, satıcı ile alıcı arasında sözleşmesin serbestliği ve tarafların özgür iradelerine göre belirlenmektedir. Ülkemizde bağlayıcı kıymet bilgisi verilmesi halinde asıl sorun bu noktalarda ortaya çıkacağı kuşkusu yaşanmaktadır.
İthal eşyasının kıymetinin satışa konu eşyanın taraflarının iradesiyle belirlenecek olması nedeniyle ithal eşyasının kıymeti, tarife ve menşe kuralları gibi eşyanın statüsünü belirlemez. Bu nedenle, taraf iradelerini ortadan kaldıran ve kamu otoriteleri tarafından “bağlayıcı kıymet bilgisi kararı” uygulamaları gerek DTÖ Kıymet Anlaşması gerekse Gümrük Kanunu’nu ile belirlenmiş olan ithal eşyasının kıymetinin alıcı tarafından satıcıya ya da satıcı yararına fiilen ödenen veya ödenmesi gereken fiyat tanımı yerine referans kıymet uygulamaları gibi fiktif kıymet uygulamalarına yol açabilir. Bu uygulamalar haksız ve hukuksuz bir ek vergilendirme ve idari para cezalarına yol açabilir.
Örneğin A ithalatçısının X eşyası için almış olduğu bağlayıcı kıymet bilgisindeki kıymeti referans olarak alan idare, bu kıymetin altında taraflarca belirleniş ve yasal tanımlara uygun olarak fiilen ödenen veya ödenecek tanıma uygun kıymet için idarece ek kıymet beyanına zorlanabilecektir.
Eşyanın gümrük tarife kuralları ile tercihsiz ve tercihli menşe kuralları ticarete konu eşyanın statüsüne göre belirlendiğinden bağlayıcı tarife bilgisi (BTB) ve bağlayıcı menşe bilgisinin (BMB) belirlenmiş kurallar çerçevesinde kamu otoritelerince nesnel olarak belirlenip objektif olarak uygulanabilirliği bulunmaktadır. Bu nedenle BTB ve BMB kararlarına ilişkin olarak Gümrük Kanunu’nun 9’uncu Maddesinde düzenlenmiş olup yasal bir dayanağı bulunmaktadır.
Eşyanın tarifesi ve menşei statik bir durumu ifade ederken, kıymeti dinamik ve değişken bir yapıya sahiptir. Kıymet, aynı eşya hiçbir değişikliğe uğramadan birden fazla ticari işleme konu olması halinde her bir ticari işlemde kıymeti değişecektir. Ayrıca kıymet, piyasa koşulları, yer ve zamana bağlı olarak değişiklik gösterir. Eşyanın menşei ve tarifesi bu unsurlardan etkilenmez.
Yukarıda açıklandığı üzere ticarete konu eşyanın kıymeti için bağlayıcı kıymet bilgisi verilmesi, mevcutta yasal dayanakları olmaksızın uygulanmakta olan TÜPRAŞ kıymetleri ve gümrük muayene memuru ekranına gelen referans/emsal kıymet uygulamalarında olduğu gibi yeni hukuksuz uygulamaları yaygınlaştırma olasılığı bulunmaktadır.
Dış ticaret erbabının temel korkusu, gümrük idarelerinin referans ve emsal kıymet uygulamalarından kaynaklı kıymet araştırmalarına başvurularak, bu araştırmaların Kanunla belirlenmiş normlara aykırı olarak objektiflikten uzak, subjektif değerlendirme ve kararlarla emsal kıymetlere göre ek tahakkuk ve ceza kararı uygulamaları yoluna gidilerek beyan sahiplerini mağdur edilmesine neden olunmasıdır.
Her ne kadar 2012/29 sayılı Genelge ile referans fiyatların gümrük idareleri tarafından ithal eşyasının gümrük kıymeti esas değerler olarak kullanılmayacağı, kıymet tespitinde gümrük idaresinin beyanın gerçekliği ve doğruluğu konusunda yapılacak incelemede kullanılacağı ve yol gösterici nitelikte olduğu belirtilmekle ise de, uygulamada eşya gümrükteyse ve bu eşya için referans kıymetler varsa kıymet araştırması sonuçlanmadığı halde beyan edilen kıymet düşük kıymet beyanı olarak kabul edilerek Gümrük Yönetmeliğinin 587’inci maddesine göre referans kıymet ile beyan edilen kıymet arasındaki fark ve bu farka ilişkin üç katı ceza tutarı teminata bağlanmadan eşya teslimi yapılmamaktadır. Bu uygulamanın yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Bu kapsamda fark vergi ve ceza uygulanabilmesi için Anlaşama ve Kanun hükmüne göre satış bedelinin reddine karar verilmesine ilişkin yasal sürecinin tamamlanması yanında sonraki yöntemlerin hiyerarşik olarak uygulanıp bir kıymet tespiti yapılması gerekmektedir.
Bu nedenle, Gümrük ve Dış Ticaret eylem planındaki “bağlayıcı kıymet bilgisi” önerisinin değiştirilerek, “emsal ve referans fiyat uygulamalarının gözden geçirilmesi” olarak değiştirilip, yasal olmayan bu uygulamaların ortadan kaldırılması ve Yönetmeliğinin 587’nci Maddesin (1)-b bendinin kaldırılması ya da yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Bu madde, gümrük idarelerince keyfi ve fiktif kıymet uygulamalarının yolunu açtığı gibi ticareti engelleyici bir nitelik taşıması özelliği ile taraf olduğumu uluslararası anlaşmalara da aykırılık oluşturmaktadır. Nitekim DTÖ Kıymet Sözleşmesi ve Gümrük Kanunu’nun kıymet belirleme yöntemlerinden olan son yöntem hükümlerine göre gümrük kıymetinin belirlenmesinde referans fiyat, yüksek olan kıymetin esas alınmasını öngören kıymet uygulamaları ve fiktif kıymet uygulamalarının uygulanamayacağı açık olarak hükme bağlanmıştır.
Bunula birlikte, bağlayıcı kıymet bilgisi konusunda iyi örnek uygulamalarının amaç, kapsam ve metodolojisi dikkate alınması önem arz etmektedir. Ayrıca ülkemizde kıymet esaslı olarak uygulanmakta olan tarife ve tarife dışı önlemlerin amaçlarını saptırmayacak ve ticareti engellemeye yönelik bir uygulamaya yol açmayacak bir sistematikle yasal mevzuat oluşturulması halinde olumlu sonuçları olacağı yadsınamaz. Bu kapsamda bağlayıcı kıymet bilgisine bağlı olarak eşyanın gümrüğe sunulmasından önce BKB Kararındaki bilgi ve veriler doğru kullanılması halinde dış ticaret erbabından her bir sevkiyata konu ithal eşyası için idarelerin bitmek bilmeyen belge taleplerinin ve bunun maliyetlerinin önüne geçilmesi açısından yaralı yanları da olabilir. Özellikle istisnai kıymet beyanlarına konu olan ve kıymetin ithalattan sonra gözden geçirilmesi ya da royalti ve lisans ödemelerinin ithal eşyasının satış bedeline bağlı olarak belirlenmesine ilişkin sözleşmeler kapsamındaki kıymet unsurlarının belirlenmesi; uygulama imkânı bulunmayan indirgeme yöntemi ve hesaplanmış kıymet yönteminin kullanılmasında alternatif olarak kullanılma kabiliyeti bulunması açısından faydalı olabilir.
Konuyla ilgili görüşlerim Ankara Gümrük Müşavirleri Derneği ile paylaşılmış olup, konunun bu yönleriyle de Gümrük ve Dış Ticaret Çalışma Grubunca değerlendirilmesinin bu çalışmanın analitik bir yöntemle yapılmasına ve bu bağlamda olası hatalı gümrük kıymeti uygulamalarının sonlandırılmasına katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.
Atilla ŞAHİN / Gümrük Müşaviri