İSO, Küresel Enerji Krizinin Türkiye’ye Etkilerini Ele Aldı

Son Güncellenme Tarihi: 15.10.2021 |

İSO, son dönemde artan enerji maliyetleri ile ilgili gelişmeleri ve sonuçlarını tartışmak, çözüm önerilerini ele almak amacıyla “Pandemi Sonrası Enerjideki Küresel Gelişmeler ve Türkiye’ye Etkileri” başlıklı bir online panel düzenledi.

İSO, Küresel Enerji Krizinin Türkiye’ye Etkilerini Ele Aldı

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan panelde yaptığı konuşmada, enerji krizinin başta üretim olmak üzere hayatı birçok yönden olumsuz etkilemeye başladığını söyledi.

Enerji ile ekonomik gelişmelerin birbirinden asla ayrılamayacağını aktaran Bahçıvan, son dönemde enerji fiyatlarında yaşanan dalgalanmaların COVID-19 salgınının yol açtığı ekonomik daralma ve ardından gelen güçlü ekonomik toparlanmanın arz ve talep dinamiklerine etkisini yansıttığını belirtti.
Bahçıvan, “Karşımızda yadsınamaz bir gerçek var: Elektrik üretiminde petrol ve kömürden doğal gaza geçiş süreciyle birlikte doğal gazın enerji piyasasında önemi artmıştır. Son yıllarda yenilenebilir enerji kullanımı teşvik edilmesine rağmen özellikle gelişmekte olan ülkelerde doğal gaz, temel enerji kaynaklarından biri olmayı sürdürmekte ve artan bir taleple karşılaşmaktadır. Uluslararası Enerji Ajansının dördüncü çeyrek Gaz Piyasası Raporu’na göre; canlanan ekonomik faaliyetler, yetersiz LNG ve şiddetli hava olaylarının bir araya gelmesi, küresel gaz piyasalarının, arz güvenliğinin merkezinde olmaya devam ettiğini göstermektedir. Güçlü bir baskı altında piyasa fiyatları zirveleri gördü. 2021'de orta vadeli arzı sağlayacak yatırım kararlarının ve sözleşme faaliyetlerinin kademeli olarak geri dönmesi beklenirken, enerjide karbonsuzlaşmaya geçiş ihtiyacı, uzun vadeli arz güvenliği için yeni zorlukları da beraberinde getiriyor” şeklinde konuştu.

Bahçıvan şöyle devam etti:
“İklim krizi ile mücadele kapsamında, doğal gaz ve petrol üreticilerinin yeni yatırımlarını düşürmeye başlaması ve fosil yakıt kullanan firmaların karbon kredi fiyatlarının 35 avrodan 65 avroya çıkması enerji krizinin nasıl çözüleceği sorusuna verilecek cevapları daha da karmaşık hale getiriyor. Son dönemde bunun çok somut örneklerini yaşıyoruz. Çin, Hindistan ve Brezilya gibi ülkelerin iklim krizi kaynaklı doğa olayları nedeniyle yaşadıkları arz kayıplarını telafi çabaları, doğal gaz gibi enerji emtialarının fiyatlarını önemli ölçüde artırıyor. Enerji krizinin kısa vadede çözülemeyeceği, biraz önce ifade ettiğim gibi kış boyunca devam etmesi olası. Orta ve uzun vadede de insanlık için vazgeçilmez olan İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında, ülkelerin fosil yakıt kaynaklarıyla enerji üretimini azaltma eğilimleri devam ediyor. Bu eğilime bağlı olarak yeşil dönüşüm tamamlanıncaya kadar enerji fiyatlarında artışların devam edeceği gerçeği de önümüzde duruyor.”

Türkiye’de kurulu enerji üretim gücünün yaklaşık dörtte birini oluşturan ve elektrik arz-talep gelişmelerinin yönetilmesinde önemli rol oynayan doğal gaz çevrim santrallerinin maliyetlerinin küresel eğilimlerden etkilendiğini belirten Bahçıvan, bu etkilerin özellikle sanayi sektörü üzerinde çok daha ağır sonuçlar doğurduğunu belirtti. Bahçıvan, Türkiye’de doğal gaz ithalat kontratlarının halen yoğunluklu olarak petrol fiyatlarına endeksli olmasının da fiyatlara yansıdığına dikkat çekti.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın enerjide dışa bağımlılığımızı azaltma ve arz güvenliğindeki riskleri düşürme politikaları çerçevesinde enerji temininde ülke çeşitlendirmesine gittiğini anlatan Bahçıvan, Azerbaycan ile ortaklaşa yapılan TANAP projesi ile Azeri gazının ülkeye girişi artırdığını ifade etti. Ayrıca sıvılaştırılmış doğal gaz gibi alternatifler sayesinde Türkiye’nin türev piyasalardan gaz tedarikini artırmaya devam ettiğini dile getiren Bahçıvan, Türkiye’nin petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerini yoğunlaştırmasının bu kapsamda Karadeniz’de bulunan gaz rezervlerinin ve depolama altyapısına yapılan yatırımların Türkiye’nin enerji güvenliği açısından çok önemli olduğunu vurguladı.

Enerjide arz güvenliğine yönelik çalışmaların yanı sıra, artan enerji fiyatları karşısında sanayinin rekabet gücünü korumaya yönelik özel teşviklere de ihtiyaç duyulduğunu belirten Bahçıvan, “Avrupa Birliği, elektrik fiyatlarının artması sonrasında sanayisini korumak amacıyla özellikle ihracat yapan ve enerji yoğun sektörler için enerji fiyatlarının düşürülmesine yönelik teşvikler yayımlamıştır. Enerji krizinin ülkemiz sanayisine etkilerini önlemek adına benzer teşviklerin ülkemizde de hayata geçirilmesini önemli buluyoruz. Enerji maliyetlerini düşürmenin en etkin yollarından biri de enerjiyi verimli kullanmaktır. Hiç şüphesiz, enerji verimliliği; sürdürülebilir kalkınmanın ve rekabetçiliğin en temel unsurlarından birisi haline gelmiş durumda. Şunu özellikle ifade etmek isterim ki, aynı enerji miktarı ile daha fazla üretim yapabilirsek ve enerji verimliliğine ne kadar önem verirsek, geleceğimizi de o kadar güvence altına almış olacağız. Bu kapsamda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımızın “Türkiye’nin 2023 yılına kadar Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı’nda belirtilenler takip edilirse, sera gazı salımında 66 milyon ton karbondioksit azalmasının, 2033 yılına kadar ise 30 milyar dolar tasarruf edilmesinin” hedeflendiğini belirtmesi hepimiz adına memnuniyet vericidir” dedi.
Yorumlar
İlk Yorumu Siz Yapın
Yorumunuz
Diğer Gümrük Haberler